GÜRCİSTAN BATUM REHBERİ PART II

Batum Bulvarı …

GÜRCİSTAN BATUM’da HALK FAKİR Mİ?

Gürcistan 1991 yılında Sovyetler Birliği’ nden ayrılmıştır. Her ne kadar ayrılsalar da Rusça dillerine girmiştir. Karadeniz kıyısındaki bu şehrin insanı tipik Karadenizlilere benzeseler de, modernlik anlamında Rus insanından çok şey almışlardır.  Giyim kuşam ve davranışları rahattır. Kominizmin etkisinden de silkelenmişlerdir. Batum’u yeşili, parkı ve plajıyla tatil yöresi yapmak için, 2000’ li yılların başından beri ciddi uğraş vermişlerdir.  Her ne kadar şehrin görünen yüzünü makyajlamaya çalışsalar da, halkın çoğunluğunun fakirliğini anlamak için çok uzaklaşmanıza gerek yok. Teleferikle Sputnik Tepesi’ne çıkarken yavaş yavaş değişimi görebiliyorsunuz. Bize çok ucuz gelen her şey onlara pahalı. Öğretmen maaşının 100 dolara denk geldiğini hesaplayınca, bir şişe şarap en iyi restaurant da 10-15 dolar ne kadar da ucuz demekten vazgeçtik. Türkiye’de kazanıp Batum’da yaşarsak tabi çok ucuz. Bundan dolayı ülkemize çalışmak için göç edenlerin sayısı çok fazla.  Ülkesinde meslek sahibi ama bizim ülkemizde mesleğinin dışında işlerde çalışanlar var. Hekim olup da hasta bakıcılığı veya çocuk bakıcılığı yapanlar bile var. Üstelik evli ve çocuklu olmalarına rağmen ailelerini bırakıp ülkemize çalışmaya geliyorlar. Otelcilik yıllarımda ben de birçok Gürcü istihdam etmiştim.  Yöre insanı ile yaptığımız sohbetlerde insanların bu ekonomik durumu bizi oldukça üzüyor.

Sputnik Tepesi …

Şehrin çehresi ise hızla değişiyor. Biz gittiğimizde Birçok bina inşaatı devam ediyordu. Çoğunluğu da Türk firmalar tarafından inşa ediliyordu. Birkaç yılda bunlar muhtemelen tamamlanmıştır. Bir kez daha gitsek oldukça değişmiş, daha modernleşmiş bir şehirle karşılaşacağımıza eminiz. İnşallah bu şirin Karadeniz şehrinin geleneksel yapısı bozulmadan modernleştirilmesi başarılır.

BATUM’da İLK GÜN  ŞEHİR MERKEZİ

İlk gün şehir merkezini gezebilirsiniz. Her yer yürüyüş mesafesinde. İsterseniz bisikletle de gezebilirsiniz. Göreceğininiz belli başlı yerler;

AVRUPA MEYDANI (EUROPE SQUARE)

Avrupa Meydanı … Medea Heykeli …

Şehrin ortasındaki bu ana meydanda Medea Heykeli var. Medea elinde altın koyun postu tutuyor. Meydanın ortasında bir de fıskiyeli havuz yer almakta. Biz gezerken yağmur atıştırıyordu. Zaten su varmış, fazladan suya gerek yoktu dedik ama yağdı gün boyunca ara ara. Giyim kuşam olarak hazırlıklı olduğumuz için çok da sorun olmadı. Bir servete mal olan heykelin ve meydanın fotoğraflarını çekerken biraz zorlandık hepsi bu.

PIAZZA

Piazza İtalya’da meydan demek. Herkesin günün çeşitli saatlerinde toplandığı yer, yani tabiri caizse piyasa yapmak demek. Burası da Batum’un en hareketli yeri, Gürcistan’ın en güzel meydanı. Tiflis’te yoktu mesela bunun gibi bir meydan. Batum’dan sonra gittiğimizde gözlerimiz aramıştı. Bu meydan sizi Avrupa şehrindeymişsiniz gibi hissettiriyor. Oldukça geniş, çevresi cafelerle, otellerle ve restaurantlarla dolu. Batum için otel bakarken bu meydana bakan bir de hostel incelemiştim. Keşke rezervasyon yapsaymışım çok keyifliymiş diye iç geçirdim. Yaz aylarında meydanda konserler de veriliyormuş. Biz gezerken hava maalesef yağışlıydı. Yine de kahve molamızı burada verdik.  Cafeler çok şık seçip birisini oturabilirsiniz.

ASTRONOMİK SAAT (ASTRONOMIC CLOCK)

Şehrin en eski yapılardan birisi olan, Gürcistan Ulusal Bankası’nın binasının üzerinde yer alıyor. Bu bina UNESCO tarafından koruma altındaymış. Ünlü Memed Abashidzade Bulvarı üzerindeki bu bina ve Astronomik Saat’e mutlaka uğrayın. Her saat başında çan sesleri ile çalıyor ve ayla güneşin konumunu gösteriyor.  Prag ’da ki Astronomik Saat kadar özel olmasa da görülmeye değer.

ST. NICHOLAS KLİSESİ

1865 yılında yapımına başlanmış ve 1878’de de çanları takılmış. Osmanlı Döneminde çanların çalınmaması koşuluyla ibadete izin verilmiş. Osmanlılar bu toprakları kaybettikten sonra çanlar da çalınmaya başlanmış. Günümüzde şehrin ana klisesi olarak faaliyet gösteriyor.

BATUM BULVARI

7 km’lik sahil boyunca yapılmış çok keyifli olduğu anlaşılan bir bulvar. Anlaşılan diyorum çünkü biz kışın gittiğimiz için, hava da yağışlı olduğu için çok hareketsizdi. Ama yazın şehrin kalbinin burada attığı söyleniyor. Yaz aylarında plajın full dolu olduğunu öğreniyoruz. Bulvarda lazer ışık şovlarının yapıldığı fıskiyeli havuz da var. Sahil boyunca güzel bir havada yürüyerek veya bisikletle gezebilirsiniz. Heykelleri, çeşmeleri ve cafeleriyle meşhur bu bulvara gece de şovlar için mutlaka gelmelisiniz.

MIRACLE PARK

Batum bulvarı ile keşiyor ve sahilde yer alıyor. Otelimizin tam karşısında olduğu için gece ve gündüz panaromik olarak seyretmek fırsatımız oldu. Odamız sahile baktığı için şanslıydık. Ama bu otelde kalırsanız ve odanız buraya bakmıyorsa da üzülmeyin. Otelin Roof Barından da seyredebilirsiniz.

Çok kısa bir sürede tamamlandığı için bu ismi vermişler. Miracle yani mucize park denilmiş. Park’da büyük bir dönme dolap, Ali&Nino Heykeli, Sea Port, Chacha Kulesi ve Alfabe Kulesi var.

Alphabet Tower en gösterişlisi. Gürcü alfabesinin bütün harflerini taşıyor ve dizaynı DNA sarmalına benziyor. Spiral şeklindeki bu modern yapı 130m yükseklikte. Uzun ve modern binaların yeni yeni yapıldığı Batum’da her yerden görülebiliyor. Batum’un Eyfeli anlayacağınız. Gürcü alfabesindeki harflarin ülkedeki şarapçılığı temsil etmek üzere üzüm asmalarına benzediği de bir rivayet. Öğrenmesinin çok zor olduğunu bildiğim bu alfebe bu rivayetle gözüme çok hoş gözükmeye başladı.   

Ali & Nino Heykeli ise 7 metrelik kocaman hareket eden bir heykel. Tamar Kvesitadze’nin tasarladığı eser kavuşamayan iki insanı sembolize ediyor. Azeri bir müslüman olan Ali ile, Hristiyan bir Gürcü kızı olan Nino’nun imkansız aşkı anlatılıyor. Heykelim ilham kaynağı da 1937’de Viyana’da yayınlanmış, yazarı kesin olmayan Almanca bir Roman. Hava karardıktan sonra ışıklandırılan heykel birbiri etrafında dönüyor ama asla kavuşmuyor. Biraz daha yazarsam ağlayabilirim. Bu dünya bazen çok kötü ama değil mi?

Chacha Kulesi, İzmir saat kulesinin ikizi gibi diyebilirim. Tek farkı Temmuz ve Ağustos aylarında saat 19:00’da 10 dakikalığına su yerine Gürcü votkası Chacha aktığını öğrenince niye kışın geldik diye kafamızı duvarlara vurmak istiyoruz.

Sea Port ise, müziğin ve her türlü eğlencenin merkezi. Miracle Park  festival ve konserlere ev sahipliği yapıyor. Batumi Summer Set Festivali bunlardan en canlısı.

BATUM’da İKİNCİ GÜN

Makhuntseti Şelalesi …

Gürcistan’ın Acara Özerk  Bölgesinin başkenti olan Batum’un çevresini de zamanınız varsa  mutlaka gezin.  Ganio Apsaros Kalesi, Adjarian Şarap Evi ve üzüm bağları, Makhuntseti Şelalesi ve yanıbaşındaki Makhuntseti Köprüsü bölgede göreceğiniz yerlerden. İlk gün peşimizi bırakmayan yağmur, ikinci gün yerini güneşe bırakıyor. Çoğunluğu doğada geçecek gezimizi sayesinde rahatça yapabiliyoruz.

Ganio Apsaros Kalesi, 1.yy’da Romalılar tarafından yapılmış. Tarih boyunca da çok defalar el değiştirmiş. Romalılardan sonra Bizanslıların sonra da Osmanlıların eline geçmiş. 1878’de de Ayestefanos antlaşması ile Rus topraklarına katılmış. Gürcistan’ın bağımsızlığını ilan ettiği 1991’den sonra da kale, Acara Özerk Bölgesi’nde kalmıştır. Meraklıysanız kaleye gelip tarihi biraz koklayabilirsiniz. Terk edilmiş gibi, tek bir görevli bile yoktu biz gittiğimizde. Belki yazın daha çok ilgi görebilir diye düşünüyorum. Batum’a 12 km mesafedeki kale Çoruh nehri kıyısında. Kale için olmasa da bölgenin doğası için ve varsa merakınız fotoğraf çekimleri için bölgeye gitmenizi öneririm.

Makhuntseti Tamara Köprüsü … @ufukname.com

Makhuntseti Tamara Köprüsü,   Volkanik taşlardan 12.yy’da Kral Tamara tarafından yaptırılmış. 25 m. uzunluğunda ve 2 m genişliğinde antik bir köprü. Hemen yakınındaki Makhuntseti Şelalesi de yemyeşil doğanın ortasından akan pırıl pırıl ışıl ışıl bir su şöleni. Şehre 30 km. mesafedeki bu doğa güzelliği de görülmeye değer.

Adjarian Şarap Evi ve Üzüm Bağları,  Bizi bu bölgeye getiren öncelikli yer burası diye itiraf etmeliyim. Alfabetik Tower’da anlatmıştım, Gürcü alfabesindeki her harf üzüm asmasına benzetilerek tasarlanmış. Rivayet tabi. Şarapçılık kültürünün Gürcistan’da ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmıyor mu bu rivayet.  Hillary Clinton gelmiş zamanında bu mekana, duvara da fotoğrafı asılmış. O gelir de biz gelemez miyiz deyip, ikinci gün çevre gezisi turumuzu en son burada bitiriyoruz. Neden acaba J J J ? Şarap ve çok sert konyak tarzı birşey ikram ediliyor. Kırmayıp tadıyoruz. Hatta evimizde barımıza kunulmak üzere birer şişe alıyoruz.  

Adjarian Şarapevi …

BATUM’da BAŞKA NELER VAR?  TURUMUZUN SONU

Bütün bunlar dışında, Batum’da teleferikle Sputnik Tepesi’ne de çıkabilirsiniz. Teleferik istasyonuna yürümeden saatlerini kontrol etmenizi öneririm. Seferler mevsime göre değişebiliyor ve sabah çok erken başlamıyor. Çok uzun bir güzergahı yok ama kabinleri temiz. Şehride en yüksek tepesinden görmek güzel.

Ters Ev ve Botanik Bahçesi’ne de gidebilirsiniz. Ters Ev bizim hiç ilgimizi çekmedi. Aslında başta listemize almıştık. Laz yemeklerinin yapıldığı bir restaurant diye. Aşırı turistik kokan mekanlardan çok hoşlanmadığımızı daha önce de def’aten belirtmiştim. Uzaktan bakmamız bize yeterli oldu. Batum’daki İkinci günümüzde, bu ters ev yerine, bizi gezdiren şoförümüzün tavsiye ettiği Gürcü Restaurantına gitmeyi tercih ettik.  Botanik Bahçesi ise, arabayla şehrin 20 dakika dışında kaldığından ve hava da çok müsait olmadığından biz gitmedik. Oldukça büyük bir bahçe bir ucundan diğerine 1,5 saatte yürünüyormuş. Beş bin çeşit bitki olan bu güzel bahçeyi zamanınız bolsa ziyaret edin derim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir