TRABZON’da NE YENİR ? NE İÇİLMEZ ?

Atatürk Köşkü …

Trabzon’un yöresel yemekleri de çok çeşitli ve ünlüdür. Hamsinin en lezzetlisi, mısır ekmeği, kayganası, pidesi, tereyağı, peyniri, kavurması, kahvaltının olmazsa olmazı kuymağı, sebze ve turşu kavurması, eti ve köftesiyle ülkemizin önemli bir mutfak kültürüne sahip bir şehridir.

Hamsinin çeşit türlüsü,  hamsi tava, hamsi kuşu, hamsili pilav, hamsi buğulaması burada yapılır. Mısır ve unu çok sevilir. Her öğünde mısır ekmeği sofraya konulur. Kara lahanası, pazısı dolması da yapılır, kavurması da. Bu rengarenk mutfak sayesinde Trabzon’daki tatiliniz  çok lezzetli geçecektir. Biz nerede ne yedik? Yedik de pişman mı olduk, mutlu mu? Buyurun bizim Trabzon’daki sofralarımıza….

SÜRMENE PİDESİ

Zamanınız varsa hazır Trabzon’a gelmişken,  pidesiyle, tahta kaşığıyla, bıçağıyla ünlü Sürmene’ye de gidin derim. Zaten burada pide yemeden eve dönmeyin. Trabzon’dan Sürmene’ye 35 km bunun için gidilir mi demeyin.

Beni dinleyin. Hep söylerim aklınızda kalacağına mideniz de olsun.  Uzungöl ’ e gidecekseniz ve bizim gibi tekrar Trabzon’a dönecekseniz  yolunuzun üzerinde olduğu için Sürmene’ye sırf yemek için de uğrayabilirsiniz. Biz böyle yaptık. Ama siz isterseniz yemekten sonra Sürmene Kalesi’ni, seyir terasını, Cumbalı Sürmene evlerini, Zahra mahallesindeki çay fabrikasını ve Memişoğlu Konağı’nı gezebilirsiniz.

Bozo Pide de çok meşhur ama bizim tercihimiz  Yılmaz Pide oldu. Hava çok sıcaktı. Yılmaz Pide nin de bahçesi çok ferahtı. Ben peynirli, Canel kıymalı ısmarladık. Yeri gelmişken söyleyeyim pidelerin boyutları çok büyük ve hamuru kalın olduğu için çok doyurucu.

Trabzon Meydanı …

TRABZON MERKEZ ERTUĞRUL PİDE

O güne kadar yediğim en iyi pide Sürmene’deki sanıyordum. Trabzon  Meydanı ‘n da ki bu fırına gelene kadar. Yeni bir şehre geldiğimizde turistik ve zincir restaurantlardan ziyade halkın tercihlerini de soruştururuz. Yöre insanının bu fırını sevdiğini öğrenince İstanbul’a dönmeden son bir kez daha pide yiyelim istedik.   Sürmene’deki pideden birkaç  tık daha iyi olduğunu söylemeliyim.  Bu sefer kavurmalı kaşarlı yedik belki de ondan. Üzerindeki Trabzon tereyağı da mis gibi kokuyor. Pide elle yenir yazısını dikkate alarak on parmak yağlanmayı göze alıyoruz. Çok yağlı yemeyen bir insan olmama rağmen burada tabağa akan tereyağları ziyan oluyor diye üzülüyorum. Yok böyle bir lezzet inanın. Buralara yolunuz düşerse muhakkak deneyin.

BOZTEPE’de BRUNCH & SEMAVERDE ÇAY

Boztepe den Trabzon …

Trabzonluların hafta sonu brunch mekanı Boztepe’ye siz de mutlaka gelin. Hem şehri tepeden seyredin hem de kahvaltınızı yapın. Ya da en azından semaverde çay keyfi yapılacak diye Trabzon listenize ekleyin. Akşamları da gelebilirsiniz. Günlük gezinizi tamamladıktan sonra otelinize dönmeden en son burada çay molası verebilirsiniz. Unutmayın zaten bu şehrin gece hayatı yok.

AKÇAABAT MARİNA BALIK & KÖFTE RESTAURANTLARI

Trabzon merkezde birçok balık restoranı var. Az yağda tavası yapılan küçük balıklar çok lezzetli. Yanında da  mısır ekmeği ve kaygana servis ediliyor. Mutlaka deneyin. Tekrar belirtmeliyim ki, hiç birinde alkollü içki servisi yok. Balık içkisiz olmaz diyorsanız Akçaabat’a doğru uzanacaksınız. İstanbul’da olsa köfteyi menüsüne alan bir balık restaurantı tercih etmem. Ama buradakilerde köfte olmazsa olmaz. Meze ve balıklara gelince çok özellikli değil. Cazip tarafı,  Trabzon’da bulamadığınız, sıcak yaz gününde soğuk içilen hatta buzla servis edilen, fazlası sağlığa zararlı, kararı ruha yararlı içecek. Trabzon’da bizim gibi uzun kaldıysanız ve özlediyseniz arabanızın yönünü buraya çevireceksiniz mecbur.

Hamsiköy …

HAMSİKÖY SÜTLACI

Hamsiköy’ü anlatırken bahsetmiştim. Yemeden dönmeyin diye burada tekrar yazmak istiyorum. Hamsiköy sütlacı, yörenin ineklerinin yağlı sütünden çokça kaynatılarak yapılıyor. Üzerinde bol fındıkla servis ediliyor. Size de bu enfes tatlıyı iştahla kaşıklamak kalıyor. Sonrasında semaverle sunulan çay keyfi. Daha ne olsun.

DEĞİRMENİN KUYMAKÇISI

Trabzon merkeze 15 km mesafede Akçaabat yolundan gidilen bu mekan haftanın hergünü açık. Güler yüzle servis yapılıyor. Ahşap  sıcacık bir mekan. Yazın açık alanı da var. Yeşilliklere gömülmüş çağlayan sesi eşliğinde kahvaltı yapmak için, buraya muhakkak bir kez gidin. Yol üzerinde ama yeşillikler içerinde küçük bir yer olduğu için önünden kolayca atlayıp geçebilirsiniz. Serpme kahvaltısı çok lezzetli. Mısır ununu kendileri değirmenden çekiyorlar ve kuymak da başka bir lezzetli oluyor burada. Ekstra istediğiniz hiç bir şeye de ücret almıyorlar. Büyük şehirlerde bizim servet ödediğimiz tereyağı burada bedava  Üniversite öğrencisi çok şeker bir kızımız servisimizi yapıyor. Yazlarını değerlendirmek için çalışıyormuş. Bizim kızımız o sırada yarışta olduğundan yanımızda değil ya duygusallaşıyoruz. Sohbete dalıyoruz bu güzellikle. Çaydanlığı kapıp geliyor. Bol bol çay içiyoruz.  Sonumuz hayırlı olsun diyerek kuymağa mısır ekmeğini bandırıyoruz.

KUYMAK MI MIHLAMA MI?

Karadenizde bolca karşılaşacağınız bir tartışmadır. Bence aynı olan yemeğe bazı yerlerde kuymak bazı yerlerde de mıhlama denilir. Ama mutlaka farkını anlatmaya çalışırlar. Yok bizimkinde peynir fazla, mısır unu az. Yok tereyağı şöyle peyniri böyle. Anlayan beri gelsin. Trabzon’da kuymak diyorlar orası kesin. Yoksa en ünlü mısır unu değirmeninin adı  “Değirmenin Kuymakçısı” olmazdı diye düşünüyorum. Ya da Karadeniz boyunca Trabzon’a kadar kuymak olan yemek, Rize’den sonra Mıhlama adını alıyor ve peyniri biraz azalıyor diyelim tartışmaya nokta koyalım.

Trabzon’da o kadar çok yiyoruz ki dönüşümüzde bir hafta diyet yapmadan tartıya çıkmıyoruz. Suçluyuz biliyoruz.