VATİKAN

DÜNYANIN EN KÜÇÜK ÜLKESİ

Son 15 yılda 3 farklı mevsimde ziyaret etmek şansını bulduğum Vatikan, hem yüzölçümü olarak hem de nüfus olarak dünyanın en küçük ülkesidir. Katolik dünyasının merkezi olan bu kutsal şehir devleti Roma’dadır. 1929 yılında kutsal bir şehir olarak ilan edilmiştir. Yaklaşık 1.000 kişilik bir nüfusa sahiptir. Dünyanın en çok ziyaret edilen ülkesidir. Yılın her günü güvenlik girişlerinin önünde uzun kuyruklar oluşmaktadır. Turistler ziyaret edebilmek için saatlerce beklemektedirler. Ziyaretçilerin bir kısmı Roma gezilerinin bir gereği olarak  yalnızca turistik amaçlı buraya gelmektedirler. Diğerlerinin amacı ise dinseldir. Katolikler için bu kutsal yerin ziyareti kısmi haç görevi sayılır.

Katolik mezhebinin ruhani lideri Papa Vatikan Devletinin de başkanıdır. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen din adamları ve İsviçreli muhafızlardan oluşan küçük sembolik bir ordu yerleşik nüfusunu oluşturmaktadır. 0,44 km karelik bir alana sahiptir.

Kendi küçük bütçesi büyük devletin bir çok gelir kaynağı vardır. Doğrudan ve dolaylı olarak sahip olduğu onlarca medya yayın aracı; TV kanalları, radyo istasyonları, kablolu yayınları, gazete ve dergileri bulunmaktadır. Reklam gelirleri, Katoliklerden kesilen kilise vergisi, bağışlar, hediyelik eşya satışlarından elde edilen gelirler bütçesini oluşturmaktadır.

AZİZ PETRUS BAZİLİKASI ve AZİZ PETRUS MEYDANI

AZİZ PETRUS MEYDANI… ( GÖRÜNTÜ 360 DERECEDİR. DÖNDÜREBİLİRSİNİZ)

Bazilikaya ismini veren Aziz Petrus, İsa’nın 12 havarisinden birisidir. İlk Papa olan Aziz Petrus burada defnedildiği için, kabri olan bu alan her daim kutsal sayılmış, ziyaret edilmiş ve korunmuştur. Ana meydan olan Aziz Petrus’un korumasını İtalyan polisi yapar. Diğer kısımları ise yerli nüfusu oluşturan İsviçre Muhafızları üstlenirler.

Vatikan’a ana giriş kapısından girdiğinizde oldukça geniş ve uzun bir cadde sizi karşılar. Cadde boyunca sağlı sollu dükkanlarda restaurantlar, hediyelik eşya dükkanları ve kafeler yer almaktadır. Yerde tek bir toz tanesi bile yoktur. Tertemiz pırıl pırıl bu caddenin sonunda Aziz Petrus Meydanı vardır. Meydanın ortasında bir dikilitaş ve iki yanında çeşme yer alır.  Tam  karşınızda da Aziz Petrus Bazilikası tüm heybetiyle durmaktadır. Meydan ve içerisindeki herşey simetriktir. Adeta  cetvelle kalemle milimetrik hesaplarla özenle yapılmış bir tablo gibidir.

VATİKAN’a NASIL GİDİLİR?

Vatikan Roma şehrinin içindedir. Birkaç günlüğüne şehri gezmeye geldiyseniz bir gününüzü mutlaka buraya ayırmalısınız. Roma şehri yürüyerek gezilir. Araç kiralamak çok gereksizdir. Tarihi mekanların çevresinde park yeri bulmak eziyettir. Aynı zamanda çok pahalıdır. Son kuzey İtalya gezimizi Roma’da noktalamıştık. En son Roma’dan İstanbul’a uçmuştuk. Dolayısıyla kiraladığımız aracı otele yakın bir otoparkta iki gün boyunca bırakmıştık. Günlük 35€ ücret ödemiştik. Ciğerimize oturan bu rakamı hiç unutmuyorum. Neyse konumuza dönelim şehirde kısa mesafelerde taksi kullabilirsiniz. Ya da günlük veya kaç gün kalacaksınız toplu taşıma bileti alabilirsiniz. Bu biletler saatlik olarak da alınabilmektedir. Büfelerde satılmaktadır ve metro, otobüs vs. tüm araçlarda geçmektedir. İlk bindiğiniz araçta matikten geçirince saat işlemeye başlar. Ana istasyondan ve meydanlardan Vatikan’a giden otobüsler vardır. Taksi yerine bunları tercih ederseniz çok ekonomik olur. Metro ile de gidebilirsiniz. Ancak otobüs durağı giriş kapısına çok daha yakın bir noktada. Ben zaten Roma’da metroyu hiç tercih etmiyorum. Otobüsle etrafı seyrederek seyahat etmek çok daha keyifli.

VATİKAN’a GİRİŞ ÜCRETLİ Mİ? KIYAFET MECBURİYETİ ve DİĞER KURALLAR NELER?

AZİZ PETRUS BAZİLİKASI … ( GÖRÜNTÜ 360 DERECEDİR. DÖNDÜREBİLİRSİNİZ)

Bazilika bir ibadet yeri olduğundan giriş  ücretsizdir. Kubbeye çıkarsanız 7€ ödüyorsunuz. Güvenlikten geçerken kıyafetinizin uygun olup olmadığı da kontrol edilir. Yazın uzun şort ve tişört ile  girebilirsiniz ancak kısa şort, atlet, dekolte kıyafetler kesinlikle kabul edilmez. Omuzların ve bacakların kapalı olması gerekir. Bu amaçla hediyelik eşya dükkanlarında üç beş euroya Vatikan eşarpları satılmaktadır.

Vatikan’a girişte büyük sırt çantaları ve valizler kabul edilmiyor. Bunları bırakabileceğiniz bir yer mevcut.

VATİKAN’DA FOTOĞRAF VE VİDEO YASAĞI VAR MI?

Vatikan genelinde fotoğraf ve video çekerken sorun yaşamazsınız. Ama Sistine Şapeli’nde fotoğraf ve video çekmek yasak. Bir diğer kural da, sessiz olunması gerekiyor. Her ne kadar    kalabalık nedeniyle sessizlik konusunda başarı sağlayamasalar da fotoğraf ve video çekimi konusunda oldukça dikkatliler.

DOME (KUBBE)’ye TIRMANMALI MIYIM?

Güvenlik kapısından geçtikten sonra solu takip ederseniz Bazilika’nın içerisine girersiniz. Sağı takip ederseniz Kubbe’ye çıkarsınız. İlk önce soldan gitmenizi tavsiye ederim. Ne de olsa uzun bir kuyrukta saatlerce beklemiş olacaksınız. Biz ilk ziyaretimizi Temmuz sıcağında yapmıştık. Eşim ve o zamanlar henüz 7 yaşında olan kızım yanımdaydı. Güneşin altında kuyrukta kavrulduktan sonra kubbeye tırmanacak mecali bulamamıştık. Yalnız olsam tırmanmasam çatlardım tabi. Belli bir kata kadar asansör var aslında. Sonrasında dar ve dik bir merdivenden tırmanmanız gerekiyor. Belli yaşın üzerindeyseniz, spor yapmıyorsanız, sigara kullanıyorsanız, tansiyon, kalp ve solunum sorununuz varsa ve azıcık kiloluysanız tavsiye etmiyorum. Hem çıkmadım hem nereden mi biliyorum? Acentecilik dönemlerimde İtalya’ya çok operasyonlar yaptım oradan biliyorum. Videolarını izledim ve rehber dostlarımın görüşlerine başvurdum. Vatikan’ı ve Roma’yı tepeden görmenin çok keyifli olacağını tahmin etmek zor değil. Zamanınız varsa ve kendinize güveniyorsanız gelmişken Kubbeye de çıkın tabii ki. Ama unutmayın asansörde ikinci bir kuyruk bekleyeceksiniz.

VATİKAN’DA AYA SOFYA YAZISI

Siz en iyisi beni dinleyin ve sola dönüp Bazilika’nın içerisine girin. Dünya’daki en büyük Bazilikalarının büyüklük sırasıyla işaretlendiği orta alanda Aya Sofya’nın adını bulun. Hagia Sophia çizgisi üzerinde durun ve iliklerinize kadar heyecana kapılın.

Yeri gelmişken şuraya bir link atıvereyim de Aya Sofya  yazımı da okumadan geçmeyin.

Ayine denk gelirseniz çok şanslısınız binanın muhteşem bir akustiği var.

Mercedes-Benz Visitor’s Center

OTOMOBİL TUTKUNLARI BURADA MI?

 Mercedes-Benz US International Visitor Center&Museum 

(One & Only: Mercedes-Benz Visitor’s Center)

Almanya dışında Mercedes Benz’in tek ziyaret merkezi ve müzesi Tuscaloosa Alabama’da bulunuyor. İlk olarak 1997 yılında açılan ve yakın zamanda bir süre önce yenilenen Ziyaretçi Merkezi’nde Dünyanın ilk otomobili olarak bilinen 1886 Benz Patented Motor Car modelinden, yepyeni 2016 GLE Coupe SUV’a kadar çeşitli araçlara ev sahipliği yapıyor.

Müzede Mercedes’in klasik otomobilleri, otantik yarış arabaları, firmanın eşsiz güvenlik sergisi ve hediyelik eşya mağazası bulunuyor.

Ziyaretçi merkezi hafta içi her gün 8:30-16:30 arasında açık ve giriş ücretsiz. Önceden online olarak rezervasyon yaptırırsanız düşük bir meblağ karşılığında rehberli turlar da mevcuttur.

Bence rehbere gerek yok. Buralara yolunuz düşerse birkaç saatliğine uğrayıp görsel bir ziyafet çekin yeter. Otomobil tutkunuysanız tabi bilemiyorum.

Sizin için bütün salonları 180 derece açıyla çektim… Keyifli seyirler.

Bu yazıyla birlikte  TUSCALOOSA ALABAMA yazılarıma da bir göz atın derim.

EVDE KAL TÜRKİYE

EVDE HOŞÇA VAKİT GEÇİRMEK İSTEYENLERE DİGİTAL PLATFORMLAR

Covid-19 salgını sebebi ile içinde bulunduğumuz bu karantina günlerinde bir çok kurum, kuruluş ve organizasyon arşivlerini ve etkinliklerini dijitale taşıyarak evlerimizde hoşça vakit geçirmemizi sağlayan yapılar haline geldiler.

Bu içeriklerden bazılarını derleyerek liste halinde Blog Sayfamda paylaştım ve ara ara güncellemek arzusundayım.

Canlı izlemeniz çok zor olan dünyaca ünlü bir orkestranın konserini izleyebilir ruhunuzu dinlendirebilirsiniz. Ya da her zaman ziyaret edemeyeceğiniz müthiş bir müzeyi sanal olarak gezebilirsiniz. “Arkası Yarın” dersem kaçınız hatırlarsınız bilemiyorum ama 1980’lere, 1990’lara nostaljik yolculuk yapmak isteyenler, Radyo Tiyatroları kanallarını dinleyebilirler. Oturduğunuz yerden sanal tur ile bir sergi gezebilir veya tiyatro izleyebilirsiniz. Hatta rehber eşliğinde yeni bir şehir turu yapabilir, tarihi bir mekanın tam ortasında kendinizi bulabilirsiniz. Yeni bir şeyler öğrenmek, kendilerini geliştirmek, yabancı dillerini tazelemek isteyenler buyursunlar eğitim siteleri sizleri bekliyor. Çocuklarınızla birlikte değişik zaman geçirmek isterseniz de çocuk müzelerinin sitelerinde gezintiye çıkabilirsiniz.

Tüm bunlar ve daha bir sürü şey aşağıda listelediğim sitelerde. Üstelik çoğunluğu ücretsiz. Ücretli olanlar da şu anda bir süreliğine ücretsiz.

Evde oturmaktan sıkılıyorum bahanesi yok seçeneklerimiz çok…. En kısa zamanda sağlıklı günlerde görüşmek üzere keyifli seyirler…

RADYO TİYATROLARI

Radyo Tiyatrosu Tutkusu :

https://www.youtube.com/channel/UCedN9P4NtjNI8x-Tt7a_AYQ

Radyo Tiyatrosu

Arkası Yarın :

https://www.youtube.com/channel/UCkjtENihGrRFfsbvdryWfsg

FİLM SİTELERİ

http://www.openculture.com/freemoviesonline

https://www.ontheboards.tv

MÜZE SİTELERİ

https://www.metmuseum.org/art/collection/

https://www.uffizi.it/mostre-virtuali

https://www.museodelprado.es/en/thecollection/art-works

https://www.britishmuseum.org/collection

http://www.museivaticani.va/content/museivaticani/it/collezioni/catalogo-online.html

https://www.nga.gov/index.html

https://www.brooklandsmuseum.com/explore/our-collection

https://www.metmuseum.org/about-the-met/policies-and-documents/open-access

http://archaeology.cityofnewyork.us/

https://collection.cooperhewitt.org/

https://www.clevelandart.org/art/collection/search

https://www.albrightknox.org/search-collection

https://www.cmog.org/collection/search

https://www.thehenryford.org/collections-and-research/digital-collections/

https://akronartmuseum.org/collection/

http://collections.museumca.org/

https://artsandculture.google.com/partner/musee-dorsay-paris?hl=en

https://artsandculture.google.com/entity/pergamon/m05tcm?hl=en

https://artsandculture.google.com/partner/van-gogh-museum?hl=en

https://artsandculture.google.com/partner/the-j-paul-getty-museum?hl=en

http://www.arkassanatmerkezi.com/article.aspx?pageID=18

https://www.istanbulmodern.org/tr

https://www.louvre.fr/en/visites-en-ligne

https://artsandculture.google.com/streetview

https://artsandculture.google.com/streetview/solomon-r-guggenheim-museum-interior-streetview/jAHfbv3JGM2KaQ

https://artsandculture.google.com/streetview/rijksmuseum-first-floor

https://artsandculture.google.com/streetview/pergamonmuseum-staatliche-museen-zu-berlin/

https://artsandculture.google.com/streetview/tokyo-fuji-art-museum/

htps://www.salvador-dali.org/en/museums/dali-theatre-museum-in-figueres/visita-virtual/

KİTAP SİTELERİ

https://www.iletisim.com.tr/

https://www.versobooks.com/blogs/4604-free-quarantineebooks

TARİHİ MEKANLAR

https://artsandculture.google.com/streetview/pompeii/DQHczKZUoHnwiQ?sv_lng=14.48418191683751&sv_lat=40.75066521659861&sv_h=56.14927890003092&sv_p=8.471776713440619&sv_pid=Wd1TNLs3B0y1eYw3fqsPQQ&sv_z=1.0000000000000002

https://artsandculture.google.com/streetview/palace-of-versailles/cwE5CwK49O0y5Q?sv_lng=2.1204786000000695&sv_lat=48.8051117&sv_h=197&sv_p=0&sv_pid=hNvuL7DMigMQkjP6BRku1A&sv_z=1

https://artsandculture.google.com/streetview/colosseum-outdoor-rome/KgEJeSGoJrgR3w

https://artsandculture.google.com/streetview/the-bolshoi-theatre/uQElUd0jgV2jeg?sv_lng=37.61877500669186&sv_lat=55.76002287132002&sv_h=345&sv_p=0&sv_pid=ct3HG2PEX5LE2nlG7cDIwQ&sv_z=0.9999999999999997

https://artsandculture.google.com/streetview/op%C3%A9ra-national-de-paris/MwFixmW5o_f5jw?sv_lng=2.33164307268342&sv_lat=48.87215089180122&sv_h=164.93&sv_p=0&sv_pid=yhSFWB9ONtfp29xwyB2BTw&sv_z=1.0000000000000002

https://artsandculture.google.com/exhibit/prambanan-architectural-magnificence/eQIyCjd9u0u8Lg

KONSERLER VE ETKİNLİKLER

https://www.socialdistancingfestival.com/

https://www.digitalconcerthall.com/en/home

https://www.metopera.org/

https://www.idfa.nl/en/collection/documentaries?page=1&filters[tvPrice]=Free

https://archive.org/details/etree

https://www.vancouversymphony.ca/vso-livestream/

https://www.socialdistancingfestival.com/live-streams

SERGİLER

https://artsandculture.google.com/search?q=george%20peabody

http://www.arkassanatmerkezi.com/article.aspx?pageID=11

https://virtuelles-migrationsmuseum.org/en/about-the-museum/

https://rememberinglincoln.fords.org/node/364

https://artsandculture.google.com/theme/12-banksy-murals-you-can-see-on-street-view/NwLyuEgokJgAKQ

https://www.istanbulmodern.org/tr/sergiler/sanatci-ve-zamani-sanal-tur_2249.html

https://www.istanbulmodern.org/tr/sergiler/gecmis-sergiler/yuzyillik-ask_1436.html

http://www.evin-art.com/

ÇOCUKLAR İÇİN MÜZELER

https://www.tate.org.uk/kids

https://www.metmuseum.org/art/online-features/metkids/

https://prairieplay.org/seize-the-play/category/recipes-for-play/

https://makeshopshow.wordpress.com/

https://www.licm.org/play-outside/

https://www.nma.gov.au/learn/diy?

https://naturalhistory2.si.edu/vt3/NMNH/z_tour-031.html

EĞİTİM SİTELERİ

https://www.moma.org/learn/moma_learning/

https://www.youtube.com/thebrainscoop

https://www.youtube.com/user/hammermuseum

https://www.rammtimetrail.org.uk/

BULGARİSTAN KUKERLANDİA FESTİVALİ

KUKERLANDİA BULGARİSTAN’ın 3.000 YILLIK FESTİVALİNE KÖTÜ RUHLARI KIŞKIŞLAMAYA GİDECEKTİK GİDEMEDİK. SAĞLIK OLSUN

Bulgaristan’ın Yambol kentinde düzenlenen “Kukerlandia Festivali”  3.000 yıldır  “kötü ruhları kovma” ritüelini gerçekleştirir. Maskeli göstericiler  renkli görüntülere sahne olur. Festivalde baharın yaklaştığı günlerde kıştan kalan kötü ruhlar kovulur.

Antik çağ geleneği olarak Trakya, Bulgaristan ve Yunanistan’da yaşayan halktan günümüze kadar ulaşan festivalde, maskeli ve renkli kostümlü gruplar ilginç gösteriler yaparlar.

Yambol Belediyesinin düzenlediği festivalde yarışmalar düzenlenir. Katılan gruplar, kötü ruhların maskeler ve çan sesiyle kovulmasını anlattıkları gösterilerini jüriye beğendirmeye çalışırlar.

El yapımı “kuker” maskeler ve üstlerindeki sayıca fazla çanlarla gösterilerini sunan grupların,  savaşçıları temsilen giydikleri kıyafet ve çıkardıkları sesler  oldukça ilginçtir.

Türkiye ve Yunanistan gibi komşu ülkelerden festivale ilgi yoğundur. Her geçen sene daha fazla sayıda turlar Yambol’a gruplar taşımaktadır.

Edirne’den 1,5 saatlik bir kara yolculuğu ile Yambol’a ulaşılıyor. Gösteriler  izlenip dans ediliyor. Kötü ruhlar kışkışlanıyor. Gitmişken de yenilip içilip eğleniliyor. Dönüşte birazcık alışveriş yapılıyor. Çok seviyorum arada kısa kısa komşulara kaçmayı. Biraz Avrupa havası koklayıp eve dönmeyi.

Bu yıl 29 Şubat Cumartesi gününe denk gelen coşkuya ben de arkadaşlarımla katılacaktım. Nasip değilmiş. Sınırlarımızda yaşadığımız mülteci sorunları nedeniyle gezimizi iptal etmek zorunda kaldık. Seneye inşallah sağlık olsun dedik ve tadımızı kaçırmadık.

O günlerde daha bilemiyorduk küresel bir salgın Corona virüsüyle yapacağımız savaşı. Dualarımız en az zararla en kısa zamanda bunu da atlatmak için. Bu virüsün ilacı ve aşısı bulunsun… Hastalar acil şifa bulsun… Sağlıkçılarımız zarar görmesin.. Çocuklarımız ve gençlerimiz okullarına, çalışanlarımız işlerine kavuşun. Ekonomik kriz olmasın… Dünyamız rutinine dönsün. Biz nasılsa daha çok festivallere gideriz. Sağlıklı günlerde görüşmek dileğimle….Şimdilik #EVDEKALTÜRKİYE

CHRISTMAS MARKETLERİ SEVENLER PARMAK KALDIRSIN …

SİZCE BU PAZARLAR TARİHİ MEYDANLARI ESKİ ŞEHİRLERİN ATMOSFERLERİNİ BOZUYOR MU? YAKIŞIYOR MU?

Avrupa Şehirlerine yaptığım ziyaretlerde defalarca Christmas marketlere denk geldim. Kasım sonundan itibaren seyahat ediyorsanız ortalık bir başka canlı, bir başka enerjik olur hemen her yerde.

Sizi bilmem ama ben çok seviyorum Christmas zamanını. Bazen özellikle seyahatlerimi denk getiriyorum. Neşeli tezgahları geziyorum. Peynirlerin, tatlıların tadına bakıyorum. Bir öğünümü de bu marketlerde geçiştiriyorum. Sosisli sandviçimi sobaların altında ahşap masalarda yiyorum. Sıcak şarap pek yakışıyor bu atmosfere. İçinizi ısıtıyor soğuk kış gününde.

İTALYA’DA CHRİSTMAS MARKETLER

Kasım sonunda eşim ve iki arkadaşımızla yaptığımız İtalya seyahatimizde konuyla ilgili biraz görüş değiştirdim. Tek ülke tek şehirlere yaptığımız birkaç günlük ziyaretlerde, denk gelirse hoşuma giden bu pazarlar bu defa azıcık sıkmaya başladı. Neden mi? Birincisi 15 farklı şehrin tamamında benzer atmosferle karşılaşmak cazip gelmedi. Bazı şehir ve meydanlarda henüz kuruluş aşamasına denk geldik. Canım eski şehirler, vinçlerin gürültü patırtısı altında kötü bir inşaat şantiyesine dönüşmüştü. Ayrıca bir çok  Avrupa şehrinin geniş meydanlarına sokaklarına yakışan bu marketler, İtalya’nın bazı ortaçağ şehirlerinin eski şehir meydanlarının dokusunu bozmuştu. Bazı şehirlerde küçük meydanlara çok büyük ve yüksek stantlar yapılmıştı. Meydanı seyrederek bir kahve keyfi yaparım hayallerimi alt üst etmişti. Konuyla ilgili çektiğim videoları ve fotoğrafları instagram hesabımda sabitlediğim hikaye dosyalarında izleyebilirsiniz. Sözünü ettiğim 15 şehrin  isimlerine göre dosyaladım. Beğenilerinize sundum. @ufukname

Sanırım bu Christmas marketler en çok Colmar gibi masal şehirlere yakışıyor. Tarihi binaların çevrelediği eski şehir meydanlarına yakışmıyor.

İSTANBUL’DA CHRISTMAS MARKETLER VE YENİ YIL

Son yıllarda biz de de durum pek farklı değil. Nişantaşı, Bağdat Caddesi ve bütün alışveriş merkezleri çoktan süslendi ve püslendi. Caddeler, vitrinler ışıl ışıl oldu. Kimileri evlerine ağaçlar kurdu. Işıklar astı. Hediye alma telaşı başladı. Mağazalar doldu taştı. Tatlı bir telaş sardı her yanı.

AĞAÇ SÜSLEMEK ESKİ BİR TÜRK GELENEĞİDİR

Kimileri eleştirdi durdu. Ağaç süslemek de neymiş.. Yok efendim gavur icadıymış…Yok efendim bizim bayramımız değilmiş. Ağaç süslemenin eski bir Türk geleneği olduğu her yıl olduğu gibi bu yıl da yazıldı durdu. Biz Noeli değil yeni yılı kutluyoruz diye anlatmaya çalışanlar oldu.

Bırakalım herkes gönlünce evini, dükkanını, vitrinini süslesin. Nasıl kutlamak istiyorsa kutlasın. Gönüller şen olsun. Dilekler gerçekleşsin. 2020 bereketiyle, huzuruyla ve mutluluğuyla gelsin. Merry Christmas ve Şimdiden Mutlu Yıllar…

SELFIE

SELFİE”yi KİM İCAT ETTİ?

Siz ilk Selfinizi Ne zaman ve Nerede çektiniz? Yorumlara yazar mısınız?

İlk selfie’yi kim çekti, kim icat etti diye tartışılsın dursun… Günümüzdeki gibi Selfie terimi yoktu ama insanlar kendi kendilerinin fotoğraflarını çekiyordu.
Videomda ki ilk foto benim 2008 Mayıs ayında Güney Kıbrıs Limasol da çektiğim ilk selfie’m. O zamanlar akıllı telefonlar yoktu. Sony video kamerasının ekranını çevirerek çekmiştim.

PARİS HİLTON’un İLK SELFİE’si

Paris Hilton ise selfie’yi kendisinin icat ettiğini öne sürdü. 11 yıl önce pop şarkıcısı Britney Spears ile çektiği selfie’yi paylaştı ve “Ben ve Britney Spears selfie’yi 11 yıl önce icat etmiştik” notunu düştü.

Anlaşılan Paris ile ben aynı yılda çekmişiz. Paris’ciğim ben Mayıs ayında çektim. Sen hangi ay çektin açıkla da bitsin bu tartışma.

TARİHTEKİ İLK SELFİE NE ZAMAN ÇEKİLDİ?

2013’de yılın kelimesi seçilen “SELFIE” nin ilk olarak, 1909 yılında çekildiği kabul ediliyor. Yazar ve fotoğrafçı Tom Byron büyük babası James Byron Clayton’ın albümünde  kamera ile çekilmiş fotoğrafı  videomdaki 2.sıradaki foto…

Ancak bundan daha eski bir iddia daha var .Kimyager Robert Cornelius, 1839 yılında kendisinin fotoğrafını çekti. O yıllarda fotoğraflarda pozlama süresi çok uzun olduğu için Cornelius’un fotoğrafı çekmesi bir-iki dakika sürdü. Yapay ışıkla çekilen bu fotoğraf ilk insan fotoğrafı aynı zamanda da kendi kendine çektiği için selfie sayılıyor.Videodaki 3. Foto…

AYNANIN KARŞISINDA ÇEKİLMİŞ İLK SELFİE

1900’lu yılların başından da bir iddia var.İsmi bilinmeyen bir kadın, aynanın karşısına geçerek kendi fotoğrafını çekti. Bunu bulamadım bulan varsa atarsa bana çok sevinirim. Bu poz  size tanıdık geliyor mu?  Albümlerinizi karıştırın mutlaka benzer bir foto bulacaksınız. Ayna karşısındakiler de selfie’den sayılıyorsa benim 1980’lerde çekilmiş fotolarım da var. Hatta rahmetli babamın kıymetli fotoğraf makinasını kurcalayıp ablamla birlikte aynanın karşısına geçip çekmiştik. Fotoğraflar basılırdı o zamanlar. Baskıdan gelince yakalanmış ve biz ellemedik makinayi diye iddia etmiştik. Çocuk aklı işte. Biz saf çocuklardık. Elimizde akıllı bıdık telefonlarla büyümedik. Her neyse siz de bakın albümlerinize, fotoğraf kutularınıza mutlaka bulacaksınız benzer bir şeyler.

NEREDEN ÇIKTI BU SELFİE KELİMESİ?

13 Eylül 2002’de Avustralya’da bir internet forumunda Selfie kelimesi yer aldı. Dr. Karl Self-Serve Science Forum’unda Nathan Hope, kaleme aldığı bir yazıda selfie kelimesini ilk kez kullanan kişi oldu.

2005 yılına geldiğimize ise, fotoğrafçı  Jim Krause ise “Selfie”’nin tam anlamıyla kullanılmasını başlattı.

EN POPÜLER SELFİE

 Popülerliğinin zirve yaptığı nokta ise, 86. Akademi Ödülleri töreni’nin sunucusu  Ellen DeGeneres’in ünlülerle yaptığı selfie idi. Twitter’da paylaştığı bu selfie pozu patladı gitti.

Dilimize özçekim olarak geçen bu kavram, artık gündelik hayatın vazgeçilmezi oldu. Hadi ne duruyorsunuz çekin bir selfie paylaşın belki ilk olamayacak ama sizin olacak.

DÜŞTEPE OYUN MÜZESİ ve OYUN BAHÇESİ

DÜŞTEPE OYUN MÜZESİ ve OYUN BAHÇESİ , ÇOCUKLARI ve GÖNLÜ ÇOCUK KALANLARI BEKLİYOR

Adı dolayısıyla müzenin yalnızca çocuklar için olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Televizyon, sinema, edebiyat kahramanlarının bulunduğu müzedeki oyun ve oyuncakların geçmişi 1800’lerin başına kadar uzanıyor. Galerilerde çocuklarımızdan çok bizim jenerasyonun tanıdığı karakterler var. Nereden bilecek şimdiki çocuklar Tatlı Cadı’yı, Karaşimşek’i , Laurel ve Hardy’i. Gençler belki duymuştur Charlie Chaplin’i. Son dönem kahramanları da var elbet. StarWars’ı, Temel Reis’i, Muppet Show’u , Süpermen’i ve daha niceleri….

Türkiye’nin ilki olan bu oyun müzesi Ataşehir Belediyesi tarafından 19 Mayıs 2015 ‘te Mimar Sinan Parkı’ nda açılmış.

Küratörü Sunay Akın olan ve Sahne Tasarımcısı Ayhan Doğan tarafından desteklenen  Müze, 60 bin metrekarelik park içinde bulunan tek katlı ahşap bir binada kurulmuş.

Parktaki  diğer ahşap bina ve parkın bir kısmı da oyun parkı olarak yapılandırılmış. Müze ve Oyun Bahçesi’ nde; 20 yi aşkın ülkeden ve yaklaşık 150 koleksiyonerden toplanan çocuk oyunları, 150 yıllık satranç takımı, Viktorya Dönemi’nin küp oyunları, 100 yıllık ilk taş ev inşa oyunu, ilk uzay oyunlarına varıncaya kadar yüzlerce oyun var.

Düştepe Oyun Bahçesi’nde  bowling, satranç, mini golf, labirent, masa tenisi ve ahşap salıncaklar çocukları ve gönlü çocuk kalanları bekliyor.

Pazartesi hariç haftanın her günü açık. Ziyaret saatlerini gezmek isteyenler için aşağıda not düştüm. Giriş de ücretsiz.  Çocuklarınızı götürün, bahaneyle onlardan çok siz de gezin derim.

Ziyaret Saatleri

Salı – Çarşamba- Perşembe- Cuma: 08.30 -17.00

Cumartesi – Pazar: 09.30- 18.00

KADIKÖY’de BİR KARİKATÜR EVİ

KADIKÖY’de BİR KARİKATÜR EVİ OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?

Kadıköy Belediyesi Hasanpaşa’da eski bir binayı restore ederek Karikatür Evi olarak 2016 yılında hizmete açtı. Evin önündeki kaldırım taşlarını da ünlü karikatür kahramanlarıyla süsledi. Abdülcanbaz, Bezgin Bekir ve Avanak Avni sizleri bekliyor.  Karikatür adına sürekli etkinliklerin yapılacağı bu güzel evi mutlaka görmelisiniz.

Konut olarak kullanılan, Kadıköy Belediyesi tarafından restore edilerek  Karikatür Evi’ne dönüştürülen bu şık bina artık   karikatür  sanatını her yaştan  Kadıköylü ile buluşturmayı hedefliyor.Karikatürün ifade ettiği değerlerin yaşatılması ve kitlelere ulaştırılması için yarışma, panel, konferanslar düzenleyecek ve sürekli sergileri ziyaretçilerine sunacak bir evimizin olması ne kadar muhteşem değil mi?

Gezmek isterseniz ziyaret saatlerini aşağıda yazdım. Daha detaylı bilgi için de Kadıköy Belediyesinin Sayfasına göz atabilirsiniz.

İstanbul’da o kadar çok gezilip görülecek yerler var ki. Zamanınızı boşa harcamayın her fırsatta birine gidin. Blog sayfamda menüden “İSTANBULUM”  ve “ MEKANLAR ve  ETKİNLİKLER”  başlıklarının altında sizin için zaman zaman yazıyorum. Bir göz atın derim…Hiç aklınızda yokken bir de bakmışsınız ki  kendinizi güzeller güzeli İstanbul’un bir eski semtinde;  Cibali’de, Cihangir’de, Süleymaniye’de  veya harikulade bir etkinlikte buluvermişsiniz.

Karikatür Evi Ziyaret Saatleri:

Pazartesi-Cuma: 09.00-18.00
Cumartesi-Pazar: 10.00-19.00

MÜZİK BOĞAZDAN GELİR KONSERLERİ

EYLÜL’de GEL DEDİ BÜYÜK USTA GELDİK & ALPAY

Boğaziçi ve konser birbirlerine çok yakıştı. Şarapla peynir gibi…Müthiş. Geçen ay Amerika’da New Orleans’ta Mississippi Nehrinde tekne turunda Jazz dinlemiştik. Hani şu pek bir ünlüdür “ Wheels Boat Tour ”. Kırmızı bir tekerlek döner teknenin arkasında tıngır mıngır süzülür nehrin üzerinde. Jazzın şehri New Orleans’a gidilince adettendir küçük bir servet verilir, binilir bu şirin şeye ve Louis Armstrong dinlenir. Mississippi’ nin kahverengi bulanık sularında gezilir. Çevrede pek de bir şey yoktur. Amerikalılar kendilerini satmasını iyi bilirler. Ne yapıp edip getirirler seni çeşitli şehirlerine. Satarlar Allah ne verdiyse. Ama nostaljiyi de yaşatırlar doyasıya. Kendinizi Dejavu Film setinde falan hissedersiniz.

İşte böyle keyifle gezerken nehirde düşünmeden edemedim memleketimi. Biz dedim caanım Boğazımızı bu şekilde değerlendiremiyoruz. Ne yapayım huyum kurusun…Gezilerde turizmci damarım tutmadan olmuyor. Aklım hep kayıyor güzeller güzeli şehrim İstanbul’a ve  her köşesi ayrı muhteşem memleketime. Boğazımızda da konser tekneleri olsa diye iç geçiriyorum.

Eve dönünce Allah’tan başka bir şey istesem olacakmış diyorum. İnstagram da bir reklam çıkıveriyor karşıma; “Müzik Boğazdan Gelir”. Çok hoşuma gidiyor ve hemen etkinlik takvimini inceliyorum. 14 Eylül Cumartesi akşamına Alpay’ın konserine kapıyorum iki bilet. Küçük bir tekneyse tıklım tıklım bilette satılmışsa çok mu yorucu olur diye de düşünmeden edemiyorum. Tekne bu sonuçta sonuna kadar kalmak zorundayız. Salon değil ki beğenmezsek çıkalım.

Endişelerimizin boşuna olduğunu daha tekneyi dıştan görünce anlıyorum. Kadıköy’de İdo İskelesinde pek bir heybetli duruyor. Üç katlı kocaman bir tekne. Bina gibi, yüksek tavanlı ferah mı ferah. Sahnesi de oldukça geniş, yukarı yapılmış her üç kattakiler de rahatça seyredebiliyor. Birinci ve ikinci  katlara U düzeninde dörder kişilik masalar yapılmış. Yemek ve içki servisi yapılıyor. Zemin katta ise sahne önüne bar düzeninde yüksek tabureli masalar yerleştirilmiş. Arkasında da ayakta seyredilebilen oldukça geniş bir alan var. Bar servisi de oldukça iyi. Menü fiyatları makul. Personel yeterli.

En çok hoşuma giden şey ise, konserin 21.00 gibi erkenden başlaması. Çünkü tekne 23.30’da Kadıköy’ e dönüş yapıyor. 24.00’da bal kabağına dönmeden Beşiktaş’ta gece sonlanıyor. Son zamanlarda oldukça popüler olan Şehirdeki diğer müzikholler gibi gece yarılarında başlayıp sabaha karşı son bulmuyor.

Gelelim  efsane isim Alpay’a…Maşallah demek istiyorum öncelikle. İleri yaşına rağmen saatlerce sahnede dimdik canlı performans sergiliyor. Orkestrası ve vokalisleri de süper. Zamanında hit olmuş, haftalarca top listelerinde yer almış şarkılarını söylüyor peşi sıra. Biz de zevkle dinliyoruz. “Fabrika Kızı”ve “Eylül’de Gel “de coşuyoruz. Sevgili Alpay ve müziği pek bir yakışıyor tekne ve boğaz konseptine.

Bu arada boğaz manzarasını da ihmal etmiyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, konser sırasında geniş camekanlardan  seyrediyoruz güzelim İstanbulumuzu. Aralarda da dışarı çıkıp selfie çekmeyi ihmal etmiyoruz.

Özetle biz çok sevdik bu organizasyonları. Tekrar gelmeye karar vererek ayrıldık ayaklarımız geri çeke çeke. Siz de gitmek isterseniz ekim ayı programları da çok güzel. Biletleri Bletix’ten online alabilirsiniz. Farklı kategoriler var. Ayakta biletler 100 TL’den başlıyor.  Katlardaki masa fiyatları daha farklı tabii ki. Fiyatlar ilk bakışta beni yanılttı sizi yanıltmasın. Fiyatlar kişi başı değil 4 kişilik masa için toplam fiyat. 600 TL’ ler den başlıyor. Yani kişi başı 150 TL’ye falan geliyor. Saatlerce ayakta kalamam derseniz ideal.

Ekim ayı programını Web sayfasından takip edebilirsiniz. www.muzikbogazdangelir.com

4 Ekim Feridun Düzağaç, 11 Ekim Cem Adrian, 18 Ekim Nazan Öncel, 25 Ekim Resul Dindar’ı ağırlıyor boğaz. 

Beni dinlerseniz kaçırmayın mutlaka birine katılın….

16. İSTANBUL BİENALİ

7. KITAYA ÜRKÜTÜCÜ BİR  YOLCULUK

İSTANBUL’DA BİENAL HEYECANI BAŞLADI

Şehrimizde başlayan böylesine muazzam bir etkinlik için ürkütücü başlığı atmış olmam biraz şaşırtıcı gelebilir. Çeşitli mekanlarda eş zamanlı olarak başlayan ve 10 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek olan 16. İstanbul Bienali’nin bu yılki konusu Yedinci Kıta. Son günlerde haberlerde adını ve mavi çöp poşeti tasarımlı canlandırmasını bolca görür olduk. Ben de dün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Heykel Müzesi ’nde ki sergiden Bienali gezmeye başladım.

Video ve animasyon gösterimlerinin yapıldığı karanlık oda galerilerine ayak bastığım anda, müzik ve gösterim efektlerinin ürkütücülüğünü iliklerime kadar hissettim. İnsanlığın güzelim dünyamıza verdiği zarar ve geleceğimizin nasıl tehdit altında olduğu birçok sanatçı tarafından çok etkileyici bir şekilde anlatılmıştı. Çocuklarımıza bir gelecek bırakamayacağız gerçeğini yüzümüzde şamar gibi hissettirilmişti. Gerçekten ürkütücü ve çok etkileyiciydi. Mutlaka zaman ayırmanızı ve gitmenizi tavsiye ederim.

Zaman ayırmanızı diyorum çünkü en çok sanatçının sergilendiği MSGSÜ de dört kata yayılmış olan galerileri birkaç saatte gezebilmenize imkan yok. Ben dün yaklaşık dört saatte ancak iki katını bitirebildim. Layıkıyla kafa yorarak gezdiğiniz takdirde çok yoruluyorsunuz. Hatta başım dönmeye başladı. Bir ara kafeteryasında kahve molası verdim. Ama dedim ya çok ürkütücü sahneler seyretmenin verdiği etkiyle yeter bu kadar deyip kendimi Cihangir’e atayım dedim. Haftaya yeniden gidip kalan iki kattaki galerileri gezmek niyetindeyim. 10 Kasım’a kadar bol bol süremiz var nasıl olsa.

Bienalin yapıldığı bütün mekanları planlayıp gezmek arzusundayım. Sizlerin de işine yarayacağını düşündüğüm bilgileri derleyip toplayıp aşağıda sundum. BİENALİ GEZDİKTEN SONRA CİHANGİR ’e UĞRAMADAN EVE DÖNMEYİN .Biz Anadolu yakalılar karşıya geçince, hazır gelmişken birkaç yerin tadını çıkartmadan dönmek istemeyiz. Ya da ben her zaman vaktim varsa böyle yaparım. Dün de yaptım.

Kadıköy’den Karaköy’ e vapurla geçtim. Hava da şansıma çok güzeldi. Boğazı seyretmenin tadına doyulmuyordu. Arkadaşım ve yakışıklı oğluyla .Ki elime doğdu, ne ara büyüdü de Boğaziçili bir üniversite öğrencisi oldu…Karaköy’de buluşup közde Türk kahvelerimizi içtik. Fransız Geçiti’ nden geçip son zamanlarda popüler olan sokaklarda gezdik. Butik kafeleri , cıvıl cıvıl barları seyrederek Tophane’ye doğru yürüdük.

Bienali gezdikten sonra da aynı rotadan dönmeyelim dedik. Müzenin hemen çaprazında yolun karşısındaki Rainbow Stairs diye anılan, ancak boyaları oldukça yıpranmış merdivenlerden çıktık ve kendinizi İstanbul’un nefis semti Cihangir’de bulduk. Tophaneye boğaza tepeden bakarak yemek yedik. Sonra semtin sokaklarında kaybolduk. Siz de vaktiniz varsa, kafelerin, teras barların, şık şık mekanların  tadını çıkartabilirsiniz. Cukurcumayı  arşınlayabilirsiniz.

16. İSTANBUL BİENALİ ÜCRETLİ Mİ? BİENAL MEKANLARI NERELERDE?

İstanbul Kültür Sanat Vakfı İKSV tarafından,  düzenlenen etkinliğin ana sponsoru Koç Holding. Bütün sergi mekanları da 10 Kasım’a kadar ücretsiz olarak gezilebiliyor.  25 ülkeden 56 sanatçının 220 eserinin sergileneceği etkinliğe, Ülkemizden de 8 sanatçı katılıyor. Mekanlarda bizzat oluşturulan 36 yeni eser de İstanbul’da ziyaretçilerini bekliyor. Bienalin mekanları ise; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Pera Müzesi ve Büyükada. www.iksv.org … adresinden sanatçıların eserlerinin hangi mekanlarda olduklarını , mekanların adres ve ziyaret bilgilerini bulabilirsiniz.

YEDİNCİ KITA NEDİR?

Küratörlüğünü akademisyen ve yazar Nicolas Bourriaud’nun üstlendiği bienalin bu yılki başlığı Yedinci Kıta .Çağımızın  en acil konusu olan ekolojiyi  ele alan eserlere dikkat çekiliyor.  İnsanlığın sebep olduğu doğal veya kültürel atıklarla sanatsal bir ilişki kuruluyor. Geleceğimizin nasıl tehlike altında olduğu gözler önüne seriliyor.

Ben Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ndeki galerileri gezerken adeta kanım dondu…ürktüm. Yaşadığımız dünyamıza nasıl zarar verdiğimizi gözlerimle gördüm. Önlem almazsak, birlik olmazsak nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu kalbimde hissettim. Yedinci Kıtadan hepimiz sorumluyuz. Bir an önce bilinçlenmeli yaşam kaynaklarımıza sahip çıkmalıyız.