GALATAPORT İSTANBUL İLE İLGİLİ DUYGULARIM

SİZ GALATAPORT’u BEĞENDİNİZ Mİ?

Galataport İstanbul ile ilgili duygularım karmakarışık. Sevemediğim ve bayıldığım alanlarını yazdım. Peki siz Galataport’a gittiniz mi?

Evet ise sevdiniz mi? Hadi buyurun tartışalım.

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ CİHANGİR SOSYAL TESİSİ

Pazar günü dostlarımızla Cihangir ’de İBB’nin sosyal tesislerinde kahvaltı yaptık. Osmanlı Konağı havasındaki bu tesisin kapalı alanında camın hemen önündeki masaları, pencerelerinin ardından gözüken boğaz manzarasını, alt katındaki camekanlı bahçesinin önündeki yeşil çimlerin fonundaki Nusretiye Camii’ni seyretmeye bayıldım. Aslında niyetimiz Galataport’a gitmekti. Hadi arabaya yer bulmuşken burada oturalım sonra yokuş aşağı sallanıp yürüyerek gideriz dedik. Otoparkta yer bulup bulamayacağımızdan emin olamadık. “Beyoğlu Kültür Yolu Festivali’nin bir ayağının burada olması ve pazar kalabalığı olabilir diye bu yolu seçtik.

İLK BAKIŞTA GALATAPORT İSTANBUL

Neyse lafı uzatmayayım. Tepeden bakınca ufak çaplı bir şok yaşadım. Galataport, İstanbul Modern Müzesi ve Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin ortasında İstanbul’un müze meydanı olacaktı. Uzaktan bildiğiniz AVM olmuştu. Üstelik Nusretiye Camii ve Tophane Saat Kulesi’nin hemen önünde Boğaz kenarına sıkışmış çok katlı bir bina yığını.. Tarihi doku korunmadan yapılandırılmıştı. Bu karmaşık duygularla ama kahvaltıda yediklerimizi eritiyoruz diye de mutlu ola ola yürüdük.

TOPHANE SAAT KULESİ MEYDANI

Tophane Saat Kulesi’nin meydanına gelince de duygularım pek değişmedi. Meydanda Sırtımı Galataport’a verince görüntü güzeldi tabbi ki. Tophane Kulesi ve Nusretiye Camii’nin ardından İstanbul şahaenydı. Tam tersi dönünce ise karşımda Alışveriş Merkezi vardı. Tek farkı İstanbul Boğazı’nın kıyısında yapılmış olmasıydı. Cami ve Kule ile tezat olmuştu. Keşke tek katlı olsaydı ya da ne bilim doğal taşlar falan kullanılsaydı. Daha fazla yeşil alan bırakılsaydı. Yazılanlara göre “Nefes Alan Mahalle Havası”’nda olacaktı. Sanat olacaktı, kültür olacaktı, tarihi binalar korunacaktı. Gastronomi olacaktı. İlk bakışta mahalle havasını hissettirmiyordu. Yürüdükçe de sokakdı mahalleydı havası yoktu. Bal gibi de AVM idi. Bidiğimiz her yerde olan zincir fast foodların cafelerin rengarenk afişleri kaplamıştı camları duvarları. Avrupada tarihi meydanlarda falan renkli tabela asamaz işletmeler. Şehir planına uygun, tarihi binaları bozmayacak pastel tonlarda küçük boyutlarda izin verilir.

GALATAPORT VE İSTANBUL BOĞAZI

Boğaz yine kurtarmıştı durumu. Sahil şeridinde bulunan mekanlarda otururken manzaranın tadı çıkartılabilirdi. Hafta sonlarında zemin katta olanlar yürüyüş yapan insan selinden manzarayı görebilir mi bilemem ama 1. Katta olanların keyifli olacağına eminim. Sırtınızı binaya verip boğaza nazır oturursanız canım İstanbul beğendirir güzelliği ile size Galataport’u. Zaten henüz bütün mekanlar açılmamıştı. Zamanla daha özel daha butik yerler olacağını düşünüyorum.

CRUISE TURİZMİ & DÜNYANIN İLK YER ALTI KRUVAZİYER TERMİNALİ Gezmeye devam ettikçe duygularım da ufaktan değişmeye başladı. Boğaz boyunca yürüyüş yaparken hem manzaranın tadını çıkartıyor hem de şaşırıyordum. Öyle ya burası yılların Karaköy Limanıydı. Gümrük alanıydı. Kapı neredeydi. Biz Cihangir ’den seyrederken bir Cruise gemisi vardı. Biz şimdi elimizi kolumuzu sallayarak burada nasıl geziniyorduk. Açılır kapanır bir sistem olacağını okumuştum ama kalabalıktan nerede olduğunu anlayamadım. Malum ortalık turist mi, vatandaş yapılmış varlıklı Suriyeliler mi anlayamadığım çoluk çombalak değişik örtülü bürülü çocuk ve kadın ağırlıklı bir kalabalık ile doluydu. Bir dönem Cruise Turizmi emektarı olarak, Galataport’un en olması gereken alanı, adı üstünde portu çok güzel olmuştu. İstanbul’da yıllarca hasret kaldığımız boğazın prensesleri Cruise gemilerini misafir edeceğimiz dünyanın ilk yer altı Kruvaziyer Terminaline kavuşmuş olduk. Gemiler yanaştığı zaman özel bir kapaklı sistemle geçici bir güvenlik ve geçici gümrüklü saha yaratılacak ve sahil şeridi halka açık kalmaya devam edecekmiş. Şahane değil mi? Sektöre uğurlu ve bol kazançlı olmasını, dünyanın her yerinden akın akın turist yağmasını diliyorum.

GALATAPORT KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ

Sergi Galerilerinin bulunduğu binaları görünce Galataport’u daha da sevmeye başladım. Şu sıralarda 2 etkinlik var. İlki Ara Güler’in “ Denize İnen Yol” sergisini gezebildik. Yoğunluk yoktu. Ücretsiz olan bu etkinliği 31 Aralık’a kadar her gün 10.00 – 22.00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Monet & Friends Dijital Sanat Sergisinden çok kuyruk vardı bekleyemedik. Siz görmek isterseniz 14 Kasım’a kadar yine aynı saatlerde açık olan bu digital şölen biletini önceden almanızda fayda var. https://biletinial.com/muzik/monet-friends-dijital-sergisi-bky

GALATAPORT CHRİSTMAS MARKET

Galatapor’ta 17-26 Aralık tarihlerinde Christmas Market kurulacak. Paket Postanesi Rıhtımı’nda yer alacak etkinlikte buz pateni pisti, fotoğraf çekim noktaları, ağaç evler, atlı karınca ve yeme içme bölümleri olacak. Biletli olan etkinlikte, hafta içi günde tek seans (16:00-23:00), hafta sonu günde iki seans (12:00-17:00 / 18:00-23:00) olmak üzere girilebilecek. Yalın, Sertab Erener, Edis, Can Bonomo, Cem Adrian konserleri etkinliği şenlendirecek. Biletler: www.passo.com.tr THE PENİNSULA HOTEL İSTANBUL 2022 yılında açılması hedeflenen Peninsula Oteli’i de merak etmiyor değilim. Galataport’ta tarihi yarımadayı seyredecek olan bu özel otel 177 odalı olacak. Dünyada yalnızca 10 seçkin lokasyonda yer alan Peninsula Hotels boğazın kıyısında misafirlerini ağırlayacak. 15 saniyede açılabilen özel giyotin cepheli bir balo salonunun olacağını duyunca bu projeyi heyecanla beklemeye başladım. Bu kadar büyük yatırımdan sonra bize hayırlı uğurlu olmasını dilemek düşer. Kazancı bol olsun, turistlerle dolsun taşsın…. Son bir tavsiye… Gece başka gündüz başka güzel olan İstanbul Boğazı’nı bir de Galataport’tan seyretmek için akşam üzeri gidip hava karardıktan sonra dönmek lazım.

BAHAMALAR

BAHAMALAR’ın BAŞKENTİ NASSAU ADASI’nda BİR GÜN

Bahamalar’ın başkenti olan bu adayı, Miami’den katıldığımız bir cruise seyahatinde ziyaret etmek fırsatı bulmuştuk. Nassau otantik Karayip adası havasından çok Kuzey Amerika şehri havasında olduğundan, bu adayı Karayipler de favorilerim listesinde ön sıralara alamam. Yine de turkuaz renkli denizi, bembeyaz plajları, pırıl pırıl güneşiyle bizim için çok keyifliydi. Su sıcacıktı saatlerce okyanusun tadını çıkarttık. Beyaz olduğundan olsa gerek kum ayaklarımızı yakmadan yalın ayak sahil boyunca yürüyüş yaptık. Şemsiye kiralayıp öğle saatlerinde güneşten biraz kaçıp dinlendik ve ananas kokteyllerinin tadına baktık. Kendimizi cennetin bir köşesini keşfetmiş gibi hissettik.

Siz de gemi ile günübirlik buraya gelecekseniz, kara turlarına katılıp şehri gezmeyi tercih edebilirsiniz  ya da tekne veya dalış turu yapabilirsiniz.  Şehri kendiniz de gezebilirsiniz. Liman şehir merkezinin yanı başında olduğundan, Rawson Meydanı, Parlamento Binası ve Halk Kütüphanesi gibi yerlere kolayca ulaşabilirsiniz.

Sadece plajların tadını çıkartmayı da tercih edebilirsiniz.. Limandan plajlara giden tekneler ve araçlar var. Kişi başı 4 dolara her yere ulaşmak mümkün. Cennet Adası ve Cabbage plajı bizim tercihimiz oldu.

Atlantis Oteli de gezilecekler listesinde yer almakta.. Otelin önünde harika bir plaj var. Oteli dolaşıp buradan okyanusa dalabilirsiniz.

Bay Street denilen ana cadde gün içerisinde oldukça hareketli. Dükkanlar ve Straw Markette dolaşmak çok keyifli.  Ama  akşam saatlerinde her yer kapalı. Bu caddeyi gezmeyi geç saatlere bırakmayın.

BAHAMALAR BAŞKENTİ  NASSAU HAKKINDA KISA KISA

Nassau , Bahamalar’ın başkenti ve aynı zamanda en büyük ticaret merkezidir.  Bahamalar’ın  nüfusunun %70’i burada yaşar. Böyle büyük bir oran duyunca çok kalabalık zannetmeyin… Yaklaşık 250.000 ‘dir toplam yaşayan sayısı. İngiliz Milletler topluluğu’na bağlı bir takım adadır. Atlas okyanusundaki Kuzey Amerika’ya en yakın adalardır. Kuzey Karayip Adaları diye de geçer. Ana karaya yakın olunca haliyle Bahamalar en çok ziyaret edilen, turizm gözdesi adalardır. Bazılarına Florida Eyaleti’nin kıyı şehirlerinden feribotlar kalkmaktadır. Cruise turlarının da mutlak uğrak limanıdır.

1492’de Kristof Kolomb tarafından keşfedilen adalar cenneti yıllarca sömürge altında kalmıştır. 1629 da İngiliz Kralı 1. Charles tarafından bakanlarının birine bağış olarak verilen Bahamalar, 1983’de Karayipler topluluğu ortak pazarına (CRICOM) dahil olmuştur. O tarihten bugüne kadar da turizm açısından sürekli gelişme kaydederek günümüzde en tercih edilen tatil cennetleri arasında yer almaktadır.

NASSAU’YA NASIL GİDİLİR? VİZE GEREKLİ MİDİR?

Şehir merkezine  15 km uzaklıkta Lynden Pindling Uluslararası Havalimanı vardır. Birleşik Devletlere, Karayiplere, Kanada ve Birleşik Krallık’a  uçuşlar yapılmaktadır. Türkiye’den direk uçuş yoktur. Uçakla gideceklerin Amerika üzerinden aktarma yapmaları gerekmektedir. Bahamalar her ne kadar İngiliz Milletler Topluluğu’na bağlı olsa da Türk vatandaşlarından vize istenmemektedir. Aktarmalı uçuşla adaya gidip uzun bir tatil yapmayı düşünebilirsiniz. Deniz, kum, güneş tatili olduğu kadar gezilecek yerler açısından da zengin bir menünüz olacaktır. Ama benim tavsiyem okyanusu aşıp kıta değiştirecekseniz tek bu adayla yetinmeyin. Florida turunuza dahil edin. Miami’yi, Orlando’yu falan gezin bunca yol kat etmişken. Zaten İstanbul’dan gidecekseniz uçuşunuz Miami’ye olacaktır. Bir iki gün kalıp kısa bir Bahamalar Cruise turu yapın. Bu şekilde çok daha ekonomik bir şekilde Bahamalar’ın tadını çıkartabilirsiniz. Teklif var ısrar yok…Tercih sizin..Benim param bol karışma sen derseniz karışmam elbet…

NASSAU ŞEHİR İÇİNDE ULAŞIM

Jetney adlı minübüsler adanın tamamında ulaşım sağlamaktadır. Limanda gemiden iner inmez karşınıza çıkmaktadır. İstediğiniz koya plaja bunlarla ulaşmanız mümkündür. Kişi başı 4 dolar gibi bir ücret ödemeniz yeterlidir. Akşam 19:00’a kadar servis vermektedirler. Bu saati kaçırırsanız taksilerden faydalanabilirsiniz. Cennet adasına giden tekneler de vardır.

Araç kiralayarak da gezebilirsiniz. Binek araçların günlük kiraları 80 dolardan başlamaktadır. Buggy turu yapan firmalar da mevcuttur. Araç kiralayacaksanız trafiğin soldan aktığını hatırlatmak isterim. Yerlilerin araç kullanma şekli de biraz tehlikeli bilmenizde fayda var.

NASSAU ADASI PLAJLARI

Nassau’nun plajlarını gördüğünüz sırada turkuaz sulara dalmak için sabırsızlanacağızdan emin olabilirsiniz. Ada’nın ağırlıklı olarak kuzeyi olmak üzere dört bir tarafı plajlarla çevrilmiş durumdadır.

CABBACE BEACH: Şehir merkezine 5 km mesafededir. Atlantis otelinin bulunduğu koydadır. Pırıl pırıl bembeyaz kumsalı olan bir plajdır. En gözde plajlardan biridir. Atlantis Oteli’nin bulunduğu koydadır. Günübirlik ziyaretçiler için tesis olmamakla birlikte şemsiye, şezlong kiralayan ve içecek satan  yerliler hemen çevrenizi sarmaktadırlar. Kendinizi suya bıraktığınız andan itibaren hiç çıkmak istemeyeceğinizden aslında şezlonga pek de ihtiyacınız olmayacaktır. Her mevsim öğle saatlerinde sıcaktan ve güneşten biraz olsun korunabilmek için şemsiye kiralamanızı öneririm. Pazarlık yapmayı da ihmal etmeyin. 50 dolardan açılan şemsiye kirası kapısını 15 dolar ile kapatabilirsiniz. Türk usulü ne tuttururlarsa onu kapıyor adanın yerlileri.

Biz adada günübirlik kaldığımızdan Atlantis’i de gezmek istediğimizden bu plajı tercih ettik. Bunun dışında siz  CABLE BEACH, JAWS BEACH, PARADISE ISLAND BEACH’lerden birisini tercih edebilirsiniz. Hepsinde aynı güzellikleri bulacağınızdan eminim. Birisine gidip doyasıya okyanusun tadını çıkartın.

Plajlardaki oteller de kullanıma açık. Barlarından ve restaurantlarından faydalanabilirsiniz. Biz Atlantis Oteli’ni tercih ettik. Çok şık bir tatil köyü. Adanın doğal atmosferini bozmadan naturel renklerde yapılmış. Cruise turlarında çocuklu aileler için de bu otelin eğlence parkları öneriliyor. Biz kalabalık ve gürültü ortamları tercih etmediğimizden parkların yakınından hızla geçtik. Ama sizin aradığınız böyle bir eğlence ise tam yerindesiniz.

YUNANİSTAN KORİNT KANALI (CORINTH CANAL GREECE)

KORİNT KANALI’nın HÜZÜNLÜ HİKAYESİ

Geçerken birçoklarını heyecanlandıran kanal, bazılarını da acıklı hikayesi dolayısıyla üzmektedir.  Biz heyecanlananlar tarafındayız. İzmir’den başlayıp Adriyatik’e kadar uzanan bir cruise seyahatimiz sırasında bu kanaldan geçmek bize nasip oldu sizlere de umarım olur.

Yunanistan’daki Korint Kanalı, Saronik ve Korint Körfezlerini birbirine bağlar. Yunanistan Anakara ile Mora Yarımadası’nı ortadan ikiye ayırır. Kanalın uzunluğu yaklaşık 6,5 km, genişliği ise 21,5 m. dir. Maksimum 17 m genişliğinde gemiler geçiş yapabilmektedir. Çok dar bir kanal olduğu için tek yönlü geçişe izin verilmektedir. Onun için gemiler kanalın iki ucunda girişlerde bekletilmektedir. Panama ve Süveyş kanallarından farklıdır. İki uçtaki deniz seviyeleri eşit olduğundan kanal boyunca basamaklar yoktur. Tünel gibi tek bir parçadan oluşmaktadır.

Deniz ulaştırması adına çok büyük kolaylık sağlamaktadır. Ege Denizi ile İyon Denizini ve dolayısıyla Akdeniz ve Adriyatik Denizlerine ulaşımı kolaylaştırır. Koskoca Mora Yarımadası’nı dolaşmadan şıp diye kısacık bir kanaldan geçiverirsiniz. Ama tabii ki yapımı şıp diye kolay olmamıştır. Çok zorluklar atlatılmıştır.

Kanalın yapım fikri çok eski çağlara kadar dayanmaktadır. Atılan adımlar bu çağlardan beri başarılı olamamıştır. Başlatılan çalışmalar bölgenin çok kayalık olması sebebiyle hep kısa sürede durdurulmuştur.

Yunanistan Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını ilan ettikten sonra 1830 lar da fikir ortaya atılmıştır. Zamanın Devlet Yöneticisi Ioannis Kapodistrias fikir babası olarak tarihe geçmiştir. Tarihe geçmiştir geçmesine de ortada para olmadığı için proje durdurulmuştur. Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla Yunanlılar tekrar aşka gelmişler ve 1881 yılında 1.Kral Yorgo döneminde ihale açmışlardır. İhaleye start veren Fransız firma 8 yıl dayanabilmiş ve proje tekrar rafa kalkmıştır. Ta ki  1890’da porjeyi bir Yunan firmasının üstlenmesine kadar. 8 yıl öncesinde ve sonra 3 yıllık bir çalışma ile toplam 11 yıl süren çalışmadan sonra en nihayetinde 1893 yılında Korint Kanalı hizmete açılmıştır.

KORİNT KANALI HİKAYESİNİN VAHİM TARAFI

Gelelim hikayenin vahim kısmına…Ne var bunda yapılmış işte 11 yıl gibi bir sürede diyebilirsiniz. Yapılmış yapılmasına da çok dar yapılmış. Bir çok gemi geçememiş. Gemilerin enleri düşünülmeden yapılmış. Geçerken zarar gördükleri için gemilerin çoğu kanalı tercih etmeyip eski tas eski hamam deyip Mora Yarımadası’nı dolaşmaya devam etmişler. Bu yüzden de Yunanistan çok zarar etmiş. Hedeflediklerinin ancak sekizde biri geçiş sağlatabilmişler. Boşuna bir yatırım olmuş.

KORİNT KANALI TRAŞLANMAK ZORUNDA KALINMIŞ

Yunanlılar bakmışlar ki zarar üstüne zarar ediyorlar. Kanalı genişletmeye karar vermişler. Kanalın duvarlarını bildiğiniz traşlamışlar. Bu işlemi de pek düzgün yapamamışlar kopan ve kanala düşen kaya parçaları yüzünden uzun süre kanal kapalı kalmış. Bizim geçerken heyecandan öldüğümüz kanalın başına gelmeyen kalmamış anlayacağınız. Ama daha bitmedi bunlar kanalın iyi günleri. Daha neler bekliyor garibimi…

KORİNT KANALI BOMBALANIYOR

Garibim kanal genişletiliyor, kayalar temizleniyor. Tam kanal hizmete açılıyor derken, 2. Dünya Savaşı başlıyor. Yunanistan savaşta İngilizlerin yanında yer alınca Almanlar Korint Kanalı’nı bombalıyor. Yardım amacıyla gemi geçişine engel olmuş oluyorlar. Savaştan sonra da onarılması yine bir dünya masraf ve zaman alıyor.

GÜNÜMÜZDE KORİNT KANALI

Başına gelen bunca talihsizlikler ve işbilmezliklere rağmen kanal günümüze kadar gelmiş durumda. Yaklaşık 700 km’lik bir ulaşım tasarrufu da sağlamakta. Ancak darlığından dolayı zamanımızdaki birçok yük gemisine ev sahipliği yapamamakta. Daha ziyade Cruise turlarının görsel şöleni olmaktadır. Yunanistan’da Pire Limanından hareket eden Adriyatik ve Akdeniz Cruise turlarının bir kısmı kanaldan geçmektedir. Yine ufak çaplı gemiler tabi. Son zamanlarda yapılan kişi kapasitesi çok yüksek gemiler değil.

2000’li yıllarda kanalın kullanım alanı genişletilmek istense de Yunanistan da ki malum ekonomik kriz yüzünden projeler hayata geçirilememiştir.

Bir zamanlar ülkemizden İzmir ve Kuşadası hatta İstanbul Karaköy ve Antalya Limanlarından hareket eden bir sürü Cruise firması vardı. Son yıllarda maalesef çok azaldı. Acentecilik zamanlarımda ben de uzun yıllar bu turlara operasyonlar yaptım. Yunan adaları, Adriyatik sahilleri, Güney Kıbrıs, Mısır, İsrail liman liman dolaştım. İstanbul’dan başlayıp vize sıkıntısı olmadan çok gruplar gezdirdim.

KORİNT KANALI’ndan GEÇERKEN DUYULAN HEYECAN

Cruise turlarında enteresan yerlerden geçerken gemi içinde anonslar geçilir. Şu saatte şuradan geçeceğiz gibisinden. Günlük bültenlerde zaten bellidir. Saatler planlar programlar. Yolcular heyecanla güvertede toplaşır. Video kameralar, fotoğraf makinaları yarışır. Şimdilerde akıllı telefonlar, canlı yayınlar yerini aldı bu yarışın. Zamanında kızımın da yanımda olduğu bir grup gezisinde bizim de yarışıp çektiğimiz kanal görüntülerini düzenleyip siz takipçilerim için Youtube ufukname kanalıma koydum. Yarışıp diyorum çünkü aynen öyle olmuştu. Sezin video kamerayı bana vermemek için güvertenin en tepesine tırmanmıştı. Artık görüntüleri siz tahmin edin. Kanalda duvarlarda dolaşan sincaplar  mı ararsınız…Uçuşan kelebekler böcekler mi. Çocuk gözünden çekilmiş Korint Kanalı videosunun adını “Korint Kanalı’nın hüzünlü hikayesi” koydum. Keyifli seyirler