KEY WEST FLORİDA

AMERİKA’ nın EN GÜNEY UCUNDAKİ MASAL ŞEHİR 

Miami’den otobüsle  3,5 saatlik nefis bir yolculukla Key West’e ulaşıyoruz.  Nefis dedim aslında yüzer gibi demeliydim.  Küçük küçük onlarca adacığı birbirine bağlayan köprülerin üzerinden geçerken Atlas okyanusunda yüzüyor gibi hissediyorsunuz.  İncecik köprüler, iki tarafınız masmavi su,  kilometrelerce kara yok. Otobüste misiniz teknede  mi belli değil.  Ara ara adaları boydan boya geçerken karadan gidiyorsunuz. Oralarda da yeşillikler maviliklere eşlik ediyor.  Çok ama çok keyifli bir yolculuk. Zaman  nasıl geçiyor anlamıyorsunuz.

Bu esnada İspanyolcanız da baya bir gelişiyor.  Tur rehberi İngilizceden çok İspanyolca konuşuyor.  Sanırım ingilizce bir cümlede anlatılan, İspanyolcada beş cümlede falan ancak anlatılıyor. Bir ara tam İspalyolcayı söktüm sandım ki,  Türkçe bir anons duydum.  Meğer şoförümüz Türkmüş .  Turda bizim olduğumuzu duyunca bir anonsu da Türkçe olarak bize kıyak geçmiş.  Key West’e gelince tanıştık Adanalı dostumuzla. Bize fikirler verdi şehirle ilgili.  Sağolsun varolsun.

Aslında araba kiralayıp gelmek niyetindeydik. Amerika’da en ekonomik yol araç kiralamak. Benzin sudan ucuz çünkü.  Sonra yolun tadını çıkartamayız diye turla gelmeye karar verdik. Çok da iyi yapmışız. Tur dedim ama  Key West’e gidiş dönüş otobüs desem daha doğru olurdu.  Rehber yalnızca yolda çen çen konuşuyor. Key West’e ulaşınca yapılacak şeylerle ilgili bilgi veriyor. Ekstra turlar satmaya çalışıyor. Yok efendim şnorkelmiş, dalışmış, plajmış, şehir geziymiş. O, elli dolar bu seksen dolar. Çoğu gereksiz. Gitmeden karar vermeyin bence.  Yalnızca gidiş dönüş otobüs bileti alın. Neden mi? Anlatacağım uzun uzun, vereceğim en kıyak tüyoları….

KEY WEST PLAJLARI

Bir kere buranın ada olması sizi yanıltmasın. Var olan birkaç plajı da suni yapılmış. Miami’ deki plajlar gibi uzun beyaz kumsallar, pırıl pırıl bir okyanus suyu yok.  Hatta adanın bazı bölgelerinde kötü bir koku var.  Tesislerin otellerin sıkça olduğu bölgede.  Konaklama satın almamakla isabetli bir karar vermişiz.  Kayalık ve yosunlu temiz  görüntülü olmayan bir deniz. Adanalı dostumuz da zaten hiç tavsiye etmedi suya girmemizi. Ekstra tur satın alanlar paralarını boşuna harcadılar anlayacağınız.

Her neyse biz tavsiye üzerine gezi trenine günlük bilet aldık. Hava çok sıcak ve nemli olduğu için yürüyemeyiz diye düşündük. Kişi başı 40 dolardı.  Aslında hiç gerek yokmuş. Tüm ada turu diye 1,5 saat dolandık durduk.

GÖRÜNTÜ 360 DERECEDİR. MAUSE VEYA PARMAĞINIZ İLE HER YÖNE DÖNDÜREBİLİRSİNİZ…

Adanın yeni yerleşim bölgelerinden zaten otobüsle gelirken geçmiştik. Pek cazip görülecek bir şey yoktu. Tekrar dolanmış olduk. Yürüyüşle ulaşılamayacak tek bölge de burasıydı. Azıcık kazık yemiş olduk. Gezilerde iyidir bazen kazık yemek. Anlatacak anınız olur. Bloğunuza yazacak şahane başlığınız olur. “KEY WEST’TE NASIL KAZIK YEDİK?” Pek yakındaaaaaa…..gibi.

KEY WEST AMERİKA’nın EN GÜNEY UCU “SOUTHERNMOST POINT”

Key West’in olmazsa olmazı  Amerika’ nın en güney noktası diye işaret edilen yeri. Otobüs park yerinden yürüyerek 1,5 saat kadar olduğundan gezi trenine ihtiyaç duyuyorsunuz.  Burada aslında hiç bir şey yok. Resmen  bidon gibi görünen bir taş koymuşlar, boyamışlar renk renk…Üzerine de en güney ucu yazmışlar. Bir de Küba’ya 90 mil diye not düşmüşler.  Bidonun önünde de metrelerce kuyruk. Fotoğraf çektirmek için saatlerce  bekliyor ziyaretçiler.  Kabul etmeliyim ki Amerikalılar kendilerini pazarlamayı iyi biliyorlar.  Hiç bir numarası olmayan yerlerine bile milyonlarca ziyaretçi getirtmeyi başarıyorlar. Biz de bunca reklamı yapılan “Southernmost Point”’i görmeden dönmüyoruz tabii ki.  Ama Türk kurnazlığı ile fotoğraf kuyruğuna girmiyoruz.  Kenardan şıp diye yakalıyoruz birkaç poz. Küba yazısına da biraz hüzünleniyoruz. Aslında bu turumuzda 2 gün Küba’ya da gidecektik. Hatta öncelikli amacımızdı. Maalesef çok yakın tarihte ABD’den Küba’ya geçişler yasaklandı. Bizim plan da suya düştü.  Böylece Küba’ya şimdilik gidemedik ama 90 mil yaklaşmış olduk. Her neyse en büyük derdimiz bu olsun. Gideriz sonra daha genciz nasıl olsa.

GÖRÜNTÜ 360 DERECEDİR. MAUSE VEYA PARMAĞINIZ İLE HER YÖNE DÖNDÜREBİLİRSİNİZ…

KEY WEST’in ELÇİSİ “ALBERT KEE”

Bidonun yanı başında da bir heykel var. Bidona sarılmaktan pek kimsenin dikkatini çekmiyor. Yaklaşıp inceliyorum nedir ne değildir diye. “Albert Kee” olurmuş kendisi. Key West’in elçisi diye geçermiş.  Turizm açısından buranın önemli olmasını sağlamış 1950 ler de. Deniz kabuklarına üfleyerek milyonlarca ziyaretçiyi Key West’e getirtmiş. 11 milyon kişi çekmiş buralara. Dile kolay ne üflemiş amcam kabuklara. Heykele ilk baktığımda testi gibi bir şeyden su içiyor sandım. Malum pek sıcak buralar içi yanmış herhalde dedim. Anlatmadı ki bizim İspanyol yolda. Varsa yoksa satış yapmaya çalıştı. Allahtan ingilizcem ispanyolcamdan daha iyi de heykelin önündeki yazıları okuyup anladım kimmiş neymiş. Niye buraya dikilmiş.

KEY WEST TURU TÜYOLARI

Yeri gelmişken bir tüyo  vereyim. Amerika’da organizasyonlarınızı mutlaka önceden online olarak yapın. Çok daha ekonomik olarak halledebilirsiniz. Birkaç firma var. Key West’e tur yapan. Ama online satış yapan onlarca acente var. Aynı otobüsü farklı fiyatlara satıyorlar. Gidiş dönüş turu  otuz ila seksen dolar arasında satın almanız mümkün.  En ucuzunu alabilirsiniz. Sonuçta aynı otobüsle gidiyorsunuz. Ben promosyonlu iki bilet buldum. Kişi başı 30  dolar ödedim.

Üst kattaki ön sıradaki dört koltuktan ekstra kişi başı yirmi dolar alıyorlar yolda. Ön sıra keyifli tabi yolun iki tarafını seyretmeniz mümkün oluyor. Bu fiyata değer mi siz bilirsiniz.

KEY WEST ESKİ ŞEHİR MERKEZİ FİLM SETİ GİBİ

Asıl keyifli bölge  Eski şehir Bölgesi. Film seti gibi çok şirin. Prefabrikeden yapılmış gibi. Rengarenk, cıvıl cıvıl. Barlar, restaurantlar, tıngır mıngır geçen renkli tur trenleri. Her yerden canlı müzik sesleri. Şık şık hediyelik eşya dükkanları. Sokaklarda gezinen horozlar. Sanatçıların stantları. El yapımı göz nuru şemsiyeler, tablolar, boyanmış deniz kabukları. Çok değişik bir atmosfer görülmeye değer. Asıl görülmesi gereken yerler de merkeze çok yakın. Otobüs otoparkından yürüyerek her yere ulaşabilirsiniz.

Gezip tozup yorulduktan sonra. Bu barların keyfini çıkartın. Kapalı olanlarda klima  var. Ama camlar, bahçe kapıları açık. İçerileri buz dolabı gibi değil. Zaten ben hiç tercih etmiyorum. Bir sıcak bir soğuk hasta oluyor insan. Bahçelerde pervaneler var. Püfür püfür oturup buz gibi bir şeyler için. Deniz mahsullerinin tadına bakın. Malum okyanusun ortasındasınız. Biranın yanı da patates yemeyin. Jumbo karides yiyin. Çok bol buralarda. Barlarda olduğu gibi restaurantlar da da canlı müzik var. Eline gitarı alan, ayağında parmak arası terlikle müzik yapıyor. Kenarda da bir bahşiş kovası. Üç beş dolara ne isterseniz çalıyor. Bazılarında orkestra bile var. Country çalıyorlar. Amerika’ nın Güney doğusunda beyaz ve yoksul köylülere ait bu müzik türü buranın havasına çok yakışıyor.

En ünlü caddesi Duval Caddesinde sıralı bütün mekanlar. Whistle Bar da en otantik olanı. Kendinizi kovboy filmlerinde gibi hissediyorsunuz. Duval caddesi limana kadar ulaşıyor. Limanda da çok güzel bir bar var. Orkestra eşliğinde dans ediliyor. Kocaman bir pervane pisti serinletiyor.

Burada her akşam gün batımı alkışlar eşliğinde izleniyormuş. Biz güneşi burada batıramadık ama yol boyunca keyifle seyrettik.

Tek bir mekanda uzun mola vermeyin derim. Gün boyunca birkaç tanesinde oturun. Hepsinin dekorasyonu, müziğinin tadı, atmosferi farklı. Zaten hava o kadar sıcak o kadar  nemli ki vücut kimyanız değişiyor. Sık sık sıvı takviyesi vermekte yarar var. Tavsiye etmesem de mecbur oturup bir şeyler içersiniz zaten.

DENİZ FENERİNİN KARŞISINDAKİ HEMİNGWAY’in EVİ

Key West’te en güney ucu noktasından başka önemli iki yer daha var. Deniz feneri ve Ernest Hemingway’in evi.

Sokaklarda dolaşıp bol bol fotoğraf çektik. Deniz Feneri müzesine girmedik. Dıştan feneri seyretmekle yetindik. Bizim Şile Feneri kadar görkemli değil. Çok ilginç gelmedi.

Hemingway’in evi Fenerin hemen çaprazında. Bahçe içerisinde sarı yeşil güzel bir ev. Dünyanın en önemli yazarı, Amerika’ nın bu şahane adasında ev almış hem yazmış hem kafasını dinlemiş. Yani öyle olmalı diye düşünüyorum. Ama sonu niye bu kadar hazin olmuş. İntihar mı etmiş, yoksa kaza sonucu mu vefat etmiş? Rahmetli biraz asabiymiş. Bazı psikolojik rahatsızlıkları da varmış. Av tüfeği ağzına dayalı olduğuna göre ölümü pek de kaza olamaz sanırım. Yoksa öldürüldü mü ne oldu ? Evin bahçesinde dolanırken kafamda deli sorular. Sır perdesini aralayamadık ama bu güzel evi seyrettik durduk. Amerika’nın  ve hatta Dünyanın 20. yy da ki en büyük gazeteci yazarı, nobel sahibi bu büyük usta burada yaşamış diye heyecanlandık. Işıklarda uyusun ve  16 muhteşem kitabı nesilden nesile okunsun.

ÖZETLE FLORİDA’nın HUZURLU ŞEHRİ KEY WEST

Özetle Miami de birkaç gün kalacaksanız. Bir gününüzü mutlaka Key West’e ayırın. Günübirlik turla biraz yorulacaksınız ama değecek emin olabilirsiniz. Ya da isterseniz konaklayabilirsiniz de. Merkez de butik oteller ve hosteller var. Yeni şehir tarafında da büyük oteller var.  Ayrıca Key West’e ulaşana kadar geçtiğiniz sağlı sollu adalarda da otel seçenekleriniz var. Bunlar dalış meraklılarının tercih ettiği adalar. Çoğunluğunda kamp imkanları var. Denize girebiliyorsunuz.

İster kalın ister günübirlik gidip dönün, Key West’e ulaşmak için geçeceğiniz  “Seven Mile Bridge” muhteşem. Dünyanın en ünlü köprüsü 11 km boyunca Atlas okyanusunun tadını çıkartıyorsunuz. Tropik iklimi dolayısıyla yılın her günü deniz sezonu. En güzel zamanları Ekim ve Kasım ayları olduğu söyleniyor. Biz Ağustos ayında oradaydık. Yağmur mevsiminde yani. Ama yağmur çok enteresan. Duş aldırıyor gibi. Yağıp geçiyor. Biraz ıslanmak ta sıcakta fena olmuyor.

Günün sonunda yolda okyanusu ve gün batımını seyrederken Florida’ nın bu huzurlu şehrine iyi ki gelmişim diyeceksiniz. Dönüş yolunda bizim İspanyol rehber de çok konuşup kafanızı şişirmeyecek. Hava karardıktan sonra Miami’ ye kadar uyuya kalacaksınız. Rüya gördüm sanacaksınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir