VATİKAN

DÜNYANIN EN KÜÇÜK ÜLKESİ

Son 15 yılda 3 farklı mevsimde ziyaret etmek şansını bulduğum Vatikan, hem yüzölçümü olarak hem de nüfus olarak dünyanın en küçük ülkesidir. Katolik dünyasının merkezi olan bu kutsal şehir devleti Roma’dadır. 1929 yılında kutsal bir şehir olarak ilan edilmiştir. Yaklaşık 1.000 kişilik bir nüfusa sahiptir. Dünyanın en çok ziyaret edilen ülkesidir. Yılın her günü güvenlik girişlerinin önünde uzun kuyruklar oluşmaktadır. Turistler ziyaret edebilmek için saatlerce beklemektedirler. Ziyaretçilerin bir kısmı Roma gezilerinin bir gereği olarak  yalnızca turistik amaçlı buraya gelmektedirler. Diğerlerinin amacı ise dinseldir. Katolikler için bu kutsal yerin ziyareti kısmi haç görevi sayılır.

Katolik mezhebinin ruhani lideri Papa Vatikan Devletinin de başkanıdır. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen din adamları ve İsviçreli muhafızlardan oluşan küçük sembolik bir ordu yerleşik nüfusunu oluşturmaktadır. 0,44 km karelik bir alana sahiptir.

Kendi küçük bütçesi büyük devletin bir çok gelir kaynağı vardır. Doğrudan ve dolaylı olarak sahip olduğu onlarca medya yayın aracı; TV kanalları, radyo istasyonları, kablolu yayınları, gazete ve dergileri bulunmaktadır. Reklam gelirleri, Katoliklerden kesilen kilise vergisi, bağışlar, hediyelik eşya satışlarından elde edilen gelirler bütçesini oluşturmaktadır.

AZİZ PETRUS BAZİLİKASI ve AZİZ PETRUS MEYDANI

AZİZ PETRUS MEYDANI… ( GÖRÜNTÜ 360 DERECEDİR. DÖNDÜREBİLİRSİNİZ)

Bazilikaya ismini veren Aziz Petrus, İsa’nın 12 havarisinden birisidir. İlk Papa olan Aziz Petrus burada defnedildiği için, kabri olan bu alan her daim kutsal sayılmış, ziyaret edilmiş ve korunmuştur. Ana meydan olan Aziz Petrus’un korumasını İtalyan polisi yapar. Diğer kısımları ise yerli nüfusu oluşturan İsviçre Muhafızları üstlenirler.

Vatikan’a ana giriş kapısından girdiğinizde oldukça geniş ve uzun bir cadde sizi karşılar. Cadde boyunca sağlı sollu dükkanlarda restaurantlar, hediyelik eşya dükkanları ve kafeler yer almaktadır. Yerde tek bir toz tanesi bile yoktur. Tertemiz pırıl pırıl bu caddenin sonunda Aziz Petrus Meydanı vardır. Meydanın ortasında bir dikilitaş ve iki yanında çeşme yer alır.  Tam  karşınızda da Aziz Petrus Bazilikası tüm heybetiyle durmaktadır. Meydan ve içerisindeki herşey simetriktir. Adeta  cetvelle kalemle milimetrik hesaplarla özenle yapılmış bir tablo gibidir.

VATİKAN’a NASIL GİDİLİR?

Vatikan Roma şehrinin içindedir. Birkaç günlüğüne şehri gezmeye geldiyseniz bir gününüzü mutlaka buraya ayırmalısınız. Roma şehri yürüyerek gezilir. Araç kiralamak çok gereksizdir. Tarihi mekanların çevresinde park yeri bulmak eziyettir. Aynı zamanda çok pahalıdır. Son kuzey İtalya gezimizi Roma’da noktalamıştık. En son Roma’dan İstanbul’a uçmuştuk. Dolayısıyla kiraladığımız aracı otele yakın bir otoparkta iki gün boyunca bırakmıştık. Günlük 35€ ücret ödemiştik. Ciğerimize oturan bu rakamı hiç unutmuyorum. Neyse konumuza dönelim şehirde kısa mesafelerde taksi kullabilirsiniz. Ya da günlük veya kaç gün kalacaksınız toplu taşıma bileti alabilirsiniz. Bu biletler saatlik olarak da alınabilmektedir. Büfelerde satılmaktadır ve metro, otobüs vs. tüm araçlarda geçmektedir. İlk bindiğiniz araçta matikten geçirince saat işlemeye başlar. Ana istasyondan ve meydanlardan Vatikan’a giden otobüsler vardır. Taksi yerine bunları tercih ederseniz çok ekonomik olur. Metro ile de gidebilirsiniz. Ancak otobüs durağı giriş kapısına çok daha yakın bir noktada. Ben zaten Roma’da metroyu hiç tercih etmiyorum. Otobüsle etrafı seyrederek seyahat etmek çok daha keyifli.

VATİKAN’a GİRİŞ ÜCRETLİ Mİ? KIYAFET MECBURİYETİ ve DİĞER KURALLAR NELER?

AZİZ PETRUS BAZİLİKASI … ( GÖRÜNTÜ 360 DERECEDİR. DÖNDÜREBİLİRSİNİZ)

Bazilika bir ibadet yeri olduğundan giriş  ücretsizdir. Kubbeye çıkarsanız 7€ ödüyorsunuz. Güvenlikten geçerken kıyafetinizin uygun olup olmadığı da kontrol edilir. Yazın uzun şort ve tişört ile  girebilirsiniz ancak kısa şort, atlet, dekolte kıyafetler kesinlikle kabul edilmez. Omuzların ve bacakların kapalı olması gerekir. Bu amaçla hediyelik eşya dükkanlarında üç beş euroya Vatikan eşarpları satılmaktadır.

Vatikan’a girişte büyük sırt çantaları ve valizler kabul edilmiyor. Bunları bırakabileceğiniz bir yer mevcut.

VATİKAN’DA FOTOĞRAF VE VİDEO YASAĞI VAR MI?

Vatikan genelinde fotoğraf ve video çekerken sorun yaşamazsınız. Ama Sistine Şapeli’nde fotoğraf ve video çekmek yasak. Bir diğer kural da, sessiz olunması gerekiyor. Her ne kadar    kalabalık nedeniyle sessizlik konusunda başarı sağlayamasalar da fotoğraf ve video çekimi konusunda oldukça dikkatliler.

DOME (KUBBE)’ye TIRMANMALI MIYIM?

Güvenlik kapısından geçtikten sonra solu takip ederseniz Bazilika’nın içerisine girersiniz. Sağı takip ederseniz Kubbe’ye çıkarsınız. İlk önce soldan gitmenizi tavsiye ederim. Ne de olsa uzun bir kuyrukta saatlerce beklemiş olacaksınız. Biz ilk ziyaretimizi Temmuz sıcağında yapmıştık. Eşim ve o zamanlar henüz 7 yaşında olan kızım yanımdaydı. Güneşin altında kuyrukta kavrulduktan sonra kubbeye tırmanacak mecali bulamamıştık. Yalnız olsam tırmanmasam çatlardım tabi. Belli bir kata kadar asansör var aslında. Sonrasında dar ve dik bir merdivenden tırmanmanız gerekiyor. Belli yaşın üzerindeyseniz, spor yapmıyorsanız, sigara kullanıyorsanız, tansiyon, kalp ve solunum sorununuz varsa ve azıcık kiloluysanız tavsiye etmiyorum. Hem çıkmadım hem nereden mi biliyorum? Acentecilik dönemlerimde İtalya’ya çok operasyonlar yaptım oradan biliyorum. Videolarını izledim ve rehber dostlarımın görüşlerine başvurdum. Vatikan’ı ve Roma’yı tepeden görmenin çok keyifli olacağını tahmin etmek zor değil. Zamanınız varsa ve kendinize güveniyorsanız gelmişken Kubbeye de çıkın tabii ki. Ama unutmayın asansörde ikinci bir kuyruk bekleyeceksiniz.

VATİKAN’DA AYA SOFYA YAZISI

Siz en iyisi beni dinleyin ve sola dönüp Bazilika’nın içerisine girin. Dünya’daki en büyük Bazilikalarının büyüklük sırasıyla işaretlendiği orta alanda Aya Sofya’nın adını bulun. Hagia Sophia çizgisi üzerinde durun ve iliklerinize kadar heyecana kapılın.

Yeri gelmişken şuraya bir link atıvereyim de Aya Sofya  yazımı da okumadan geçmeyin.

Ayine denk gelirseniz çok şanslısınız binanın muhteşem bir akustiği var.

AYASOFYA MÜZESİ’nde BİR GECE

AYASOYA’nın EV SAHİBİ KEDİ , ADI GLİ

Cami mi yoksa klise mi, yok efendim niye müze.. diye yıllardır tartışılıp durur Ayasofya. Bir türlü paylaşılamaz asıl hangi dini  temsil ettiği. Benim oyumun bir önemi yok ama gönlüm müze olarak kalmasından yana. Kim ne derse desin zaten Ayasofya’nın bir sahibi var. Adı Gli. Çok asil, tam bir kraliçe. Hiç kıpırdamıyor.

Baş köşede oturup ziyaretçilere poz veriyor. Alışmış gördüğü yoğun ilgiye. Hiç mi hiç sıkılmıyor.  Neredeyse 1.500 yıldır dimdik ayakta duran bu muazzam yapının ev sahibi o. Obama bile gelmiş yine füturunu bozmamış bizim Gli. Müzenin kültür varlıkları envanterine de girmeyi başarmış. Durum böyle olunca ben de çekmeye çalıştım kendisini. Başı o kadar kalabalık ki zar zor da olsa yakaladım birkaç pozunu. Merak edenler için koydum İnstagramda hikayelerime. Kedi severim ben, bilen bilir. Zaten hep çekerim yakaladıkça poz poz. Sıradan bir kedi sanılmasın diye de, Gli hakkında  birkaç kelam edeyim dedim blog sayfamdan sizler için.

Adı Gli, rengi gri, gözleri biraz şaşı. Pek iştahlı olmadığı belli. Azıcık cılız, tüyleri zayıf. İstinye Üniversitesi’nin Oscar’ı gibi zengin değil. Maaş almıyor, barınaklara da bağış yapamıyor. Sadberk Hanım’ın kedisi Kayısı gibi sosyal medya muhabirliği de yapmıyor. Çalışmıyor…Tembel, yan gelmiş yatıyor. Kibirli mi kibirli. Eee ne bekliyordunuz ki, kedi mi kedi.

DÜNYANIN 8. HARİKASI AYASOFYA

Dünyanın 8. Harikası olan Ayasofya en çok ziyaret edilen müzeler arasında gösterilmektedir. Her ne kadar literatüre böyle geçmiş olsa da müzenin web sayfasındaki istatistikleri inceleyince üzülmeden edemedim. 2014’e kadar her yıl artarak 3,5 milyona ulaşan  yıllık ziyaretçi sayısı 2017’de yarı yarıya düşmüş. Son yılın rakamlarının açıklanmasını merakla bekliyorum. Çünkü Ayasofya demek İstanbul demektir. %50 ziyaretçi sayısı düşmesi demek İstanbul’a gelen turist sayısının da %50 düşmesi demektir. Çünkü şehrimize gelen turistlerin ilk uğrak yeri Sultanahmet Meydan’ı ve Ayasofya Müzesi’dir.

Hristiyanlar ve Müslümanlar için çok önemli tarihi değeri olan bir yapıdır. 900 küsur yıl kilise olarak hizmet vermiştir. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethedilmesiyle camiye çevrilmiştir. Yaklaşık 500 yıl da cami olarak kullanılmıştır.

Atatürk’ün emriyle 1935 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır. Büyük önder en doğrusunu düşünmüş her zaman olduğu gibi. Sayesinde rahatça istediğimiz zaman bu muazzam yapıyı gezebiliyoruz. Ben birkaç yılda bir Sultanahmet’e giderim ve her defasında da ilk buraya gelirim.

AVRUPA MÜZELER GECESİ’nde AYASOFYA

“Avrupa Müzeler Gecesi” etkinliği kapsamında Türkiye’de 49 müze kapanış saatlerinden gece 23.00 ’a kadar açık ve ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. Listede İstanbul’dan da 3 müze yer almakta.. Ayasofya Müzesi de bunlardan biri. Bu yıl 18 Mayıs Cumartesi akşamına denk geldi bu özel gün. Biz de fırsat bu fırsat deyip, gündüz defalarca gördüğümüz bu özel yapıyı gece de görmek üzere yollara düştük.

Hem de ramazan dolayısıyla Sultanahmet Meydanı’nın çok kalabalık olacağını bile bile, hiç çekinmeden gittik İstanbul’un merkezine. Tam da iftar saatine denk geldik. Aman allahım kalabalık da ne kelime. Mahşer ayaklanmış desek yeridir. Sirkeci’den Sultanahmet’e yürürken önünden geçtiğimiz bütün lokantalar tıklım tıklım dolu, masalar sokaklara taşmış. Meydan da sere serpe yayılmış ahali bulduğu boşluğa, açmışlar çıkınlarını iftar pikniği yapıyorlar.  Boşluk bulamayanlar çöp konteynırlarının yamacına kıvrılmışlar. Tamam bu meydan hepimizin herkes gelebilir, herkes orucunu açabilir ve sonrasında teravih namazına gidebilir. Acaba diyorum yemekten sonra mı gelseniz. Malum İstanbul burası. Her yer deniz kenarı. Mis gibi iyot kokusunda piknik yapmak varken bu ne şimdi.

Her neyse  biz insan selinin arasından zar zor ulaştık Ayasofya’ya. Oldukça uzun bir sıra vardı ama çok çabuk ilerliyordu. Gişede ödeme falan yapılmadığından çarçabuk güvenlik kontrolünden geçtik ve muradımıza erdik. Attık kendimizi Tarihin kollarına.

AYASOFYA’yı ŞU ÖLÜMLÜ DÜNYADA GECE DE GÖRMEK NASİPTE VARMIŞ

Müzenin çok az kısmı aydınlatılmıştı. Çok daha iyi yapılabilirdi. Budapeşte bu konuda harika. Oradaki gibi olmasını ümit ederdim. Devasa şamdanlardaki aydınlatma yeterli değildi. Kalabalıktan fotoğraf çekmek ve birlikte gezmek imkansız gibiydi. Bu yüzden çaktırmadan koptuk Canel’le birbirimizden. Ben dosdoğru şu ünlü Kedi Gli’yi bulmaya gittim.  Birkaç poz verdi sağolsun kırmadı beni. Gürültü ve kalabalık çok da yaşatamadı bizde mistik bir hava. Ama pişman da olmadık. Tadını çıkartalım gelmişken dedik. Gezdik kokladık tarihi havasını. Roma Vatikan’ı andık. Gezerken “Hagia Sophia” yazısını görünce duyduğumuz heyecanı anımsadık. Diğer taraftan da  “MUHTEŞEM YÜZYIL” dizisinde  Kanuni Sultan Süleyman ve ahalisinin namaza yürüdüğünü gözümüzün önüne getirdik. Diziyi yaşadık. Sarılıp çektik selfielerimizi. El sallayıp kapıdaki Türk bayrağımıza saygı duyduk veda ettik bu muhteşem yapıya.

AYASOFYA MÜZESİ ZİYARETÇİLERİ İÇİN BİLGİLER

Ziyaret Saatleri; 1 Nisan’dan itibaren yaz tarifesine geçilmiştir. 31 Ekim’e kadar devam edecek sezonda 09.00 – 19.00 arasında müze haftanın her günü açıktır. Gişeden geçiş için son saat 18.00’dır.  1 Kasım – 31 Mart arasındaki kış sezonunda ise 17.00’a kadar açıktır ve son giriş saati 16.00’dır. Giriş ücreti 60 TL.’dir ve müze kart geçerlidir. Müzekart gişelerden temin edilebilir. Birçok müzenin aksine Pazartesi günleri de ziyarete açıktır. Sadece Ramazan ve Kurban bayramlarının birinci günü yarım gün ziyarete kapalıdır.


AYASOFYA MÜZESİ’ne Kimler Ücretsiz Girebilir?

1-18 yaş ve altındaki T.C. vatandaşı gençler ve çocuklar ile bu yaş grubundaki öğrenci gruplarının öğretmenleri
2– 65 yaş ve üstü T.C. vatandaşları
3– Gaziler ve refakatindeki anne, baba, eş ve çocukları ile şehit yakını kimlik kartı sahipleri
4– T.C. Vatandaşı ve Yabancı Engelliler ile bir refakatçisi

5– Er ve erbaşlar,
6– ICOM ve ICOMOS ile UNESCO kartı sahipleri
7– Yerli ve yabancı basın kimlik kartı sahipleri
8– Seyahat acentesi sahip veya sorumlu müdürleri
9– Kültür ve Turizm Bakanlığı kokardı olan profesyonel turist rehberleri
10– Kültür ve Turizm Bakanlığı personeli ve emeklileri ile refakatindeki anne, baba, eş ve çocukları
11– 8 yaş ve altındaki yabancı uyruklu çocuklar
12– Hayatboyu Öğrenme Programı çerçevesinde Comenius Okul Ortaklıkları ile Erasmus Öğrenci Değişim Programı kapsamındaki gruplar ile bu gruplara refakat eden öğretmenler