AYASOFYA MÜZESİ’nde BİR GECE

AYASOYA’nın EV SAHİBİ KEDİ , ADI GLİ

Cami mi yoksa klise mi, yok efendim niye müze.. diye yıllardır tartışılıp durur Ayasofya. Bir türlü paylaşılamaz asıl hangi dini  temsil ettiği. Benim oyumun bir önemi yok ama gönlüm müze olarak kalmasından yana. Kim ne derse desin zaten Ayasofya’nın bir sahibi var. Adı Gli. Çok asil, tam bir kraliçe. Hiç kıpırdamıyor. Baş köşede oturup ziyaretçilere poz veriyor. Alışmış gördüğü yoğun ilgiye. Hiç mi hiç sıkılmıyor.  Neredeyse 1.500 yıldır dimdik ayakta duran bu muazzam yapının ev sahibi o. Obama bile gelmiş yine füturunu bozmamış bizim Gli. Müzenin kültür varlıkları envanterine de girmeyi başarmış. Durum böyle olunca ben de çekmeye çalıştım kendisini. Başı o kadar kalabalık ki zar zor da olsa yakaladım birkaç pozunu. Merak edenler için koydum İnstagramda hikayelerime. Kedi severim ben, bilen bilir. Zaten hep çekerim yakaladıkça poz poz. Sıradan bir kedi sanılmasın diye de, Gli hakkında  birkaç kelam edeyim dedim blog sayfamdan sizler için.

Adı Gli, rengi gri, gözleri biraz şaşı. Pek iştahlı olmadığı belli. Azıcık cılız, tüyleri zayıf. İstinye Üniversitesi’nin Oscar’ı gibi zengin değil. Maaş almıyor, barınaklara da bağış yapamıyor. Sadberk Hanım’ın kedisi Kayısı gibi sosyal medya muhabirliği de yapmıyor. Çalışmıyor…Tembel, yan gelmiş yatıyor. Kibirli mi kibirli. Eee ne bekliyordunuz ki, kedi mi kedi.

DÜNYANIN 8. HARİKASI AYASOFYA

Dünyanın 8. Harikası olan Ayasofya en çok ziyaret edilen müzeler arasında gösterilmektedir. Her ne kadar literatüre böyle geçmiş olsa da müzenin web sayfasındaki istatistikleri inceleyince üzülmeden edemedim. 2014’e kadar her yıl artarak 3,5 milyona ulaşan  yıllık ziyaretçi sayısı 2017’de yarı yarıya düşmüş. Son yılın rakamlarının açıklanmasını merakla bekliyorum. Çünkü Ayasofya demek İstanbul demektir. %50 ziyaretçi sayısı düşmesi demek İstanbul’a gelen turist sayısının da %50 düşmesi demektir. Çünkü şehrimize gelen turistlerin ilk uğrak yeri Sultanahmet Meydan’ı ve Ayasofya Müzesi’dir.

Hristiyanlar ve Müslümanlar için çok önemli tarihi değeri olan bir yapıdır. 900 küsur yıl kilise olarak hizmet vermiştir. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethedilmesiyle camiye çevrilmiştir. Yaklaşık 500 yıl da cami olarak kullanılmıştır.

Atatürk’ün emriyle 1935 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır. Büyük önder en doğrusunu düşünmüş her zaman olduğu gibi. Sayesinde rahatça istediğimiz zaman bu muazzam yapıyı gezebiliyoruz. Ben birkaç yılda bir Sultanahmet’e giderim ve her defasında da ilk buraya gelirim.

AVRUPA MÜZELER GECESİ’nde AYASOFYA

“Avrupa Müzeler Gecesi” etkinliği kapsamında Türkiye’de 49 müze kapanış saatlerinden gece 23.00 ’a kadar açık ve ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. Listede İstanbul’dan da 3 müze yer almakta.. Ayasofya Müzesi de bunlardan biri. Bu yıl 18 Mayıs Cumartesi akşamına denk geldi bu özel gün. Biz de fırsat bu fırsat deyip, gündüz defalarca gördüğümüz bu özel yapıyı gece de görmek üzere yollara düştük.

Hem de ramazan dolayısıyla Sultanahmet Meydanı’nın çok kalabalık olacağını bile bile, hiç çekinmeden gittik İstanbul’un merkezine. Tam da iftar saatine denk geldik. Aman allahım kalabalık da ne kelime. Mahşer ayaklanmış desek yeridir. Sirkeci’den Sultanahmet’e yürürken önünden geçtiğimiz bütün lokantalar tıklım tıklım dolu, masalar sokaklara taşmış. Meydan da sere serpe yayılmış ahali bulduğu boşluğa, açmışlar çıkınlarını iftar pikniği yapıyorlar.  Boşluk bulamayanlar çöp konteynırlarının yamacına kıvrılmışlar. Tamam bu meydan hepimizin herkes gelebilir, herkes orucunu açabilir ve sonrasında teravih namazına gidebilir. Acaba diyorum yemekten sonra mı gelseniz. Malum İstanbul burası. Her yer deniz kenarı. Mis gibi iyot kokusunda piknik yapmak varken bu ne şimdi.

Her neyse  biz insan selinin arasından zar zor ulaştık Ayasofya’ya. Oldukça uzun bir sıra vardı ama çok çabuk ilerliyordu. Gişede ödeme falan yapılmadığından çarçabuk güvenlik kontrolünden geçtik ve muradımıza erdik. Attık kendimizi Tarihin kollarına.

AYASOFYA’yı ŞU ÖLÜMLÜ DÜNYADA GECE DE GÖRMEK NASİPTE VARMIŞ

Müzenin çok az kısmı aydınlatılmıştı. Çok daha iyi yapılabilirdi. Budapeşte bu konuda harika. Oradaki gibi olmasını ümit ederdim. Devasa şamdanlardaki aydınlatma yeterli değildi. Kalabalıktan fotoğraf çekmek ve birlikte gezmek imkansız gibiydi. Bu yüzden çaktırmadan koptuk Canel’le birbirimizden. Ben dosdoğru şu ünlü Kedi Gli’yi bulmaya gittim.  Birkaç poz verdi sağolsun kırmadı beni. Gürültü ve kalabalık çok da yaşatamadı bizde mistik bir hava. Ama pişman da olmadık. Tadını çıkartalım gelmişken dedik. Gezdik kokladık tarihi havasını. Roma Vatikan’ı andık. Gezerken “Hagia Sophia” yazısını görünce duyduğumuz heyecanı anımsadık. Diğer taraftan da  “MUHTEŞEM YÜZYIL” dizisinde  Kanuni Sultan Süleyman ve ahalisinin namaza yürüdüğünü gözümüzün önüne getirdik. Diziyi yaşadık. Sarılıp çektik selfielerimizi. El sallayıp kapıdaki Türk bayrağımıza saygı duyduk veda ettik bu muhteşem yapıya.

AYASOFYA MÜZESİ ZİYARETÇİLERİ İÇİN BİLGİLER

Ziyaret Saatleri; 1 Nisan’dan itibaren yaz tarifesine geçilmiştir. 31 Ekim’e kadar devam edecek sezonda 09.00 – 19.00 arasında müze haftanın her günü açıktır. Gişeden geçiş için son saat 18.00’dır.  1 Kasım – 31 Mart arasındaki kış sezonunda ise 17.00’a kadar açıktır ve son giriş saati 16.00’dır. Giriş ücreti 60 TL.’dir ve müze kart geçerlidir. Müzekart gişelerden temin edilebilir. Birçok müzenin aksine Pazartesi günleri de ziyarete açıktır. Sadece Ramazan ve Kurban bayramlarının birinci günü yarım gün ziyarete kapalıdır.


AYASOFYA MÜZESİ’ne Kimler Ücretsiz Girebilir?

1-18 yaş ve altındaki T.C. vatandaşı gençler ve çocuklar ile bu yaş grubundaki öğrenci gruplarının öğretmenleri
2– 65 yaş ve üstü T.C. vatandaşları
3– Gaziler ve refakatindeki anne, baba, eş ve çocukları ile şehit yakını kimlik kartı sahipleri
4– T.C. Vatandaşı ve Yabancı Engelliler ile bir refakatçisi

5– Er ve erbaşlar,
6– ICOM ve ICOMOS ile UNESCO kartı sahipleri
7– Yerli ve yabancı basın kimlik kartı sahipleri
8– Seyahat acentesi sahip veya sorumlu müdürleri
9– Kültür ve Turizm Bakanlığı kokardı olan profesyonel turist rehberleri
10– Kültür ve Turizm Bakanlığı personeli ve emeklileri ile refakatindeki anne, baba, eş ve çocukları
11– 8 yaş ve altındaki yabancı uyruklu çocuklar
12– Hayatboyu Öğrenme Programı çerçevesinde Comenius Okul Ortaklıkları ile Erasmus Öğrenci Değişim Programı kapsamındaki gruplar ile bu gruplara refakat eden öğretmenler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir