MÜZİK BOĞAZDAN GELİR KONSERLERİ

EYLÜL’de GEL DEDİ BÜYÜK USTA GELDİK & ALPAY

Boğaziçi ve konser birbirlerine çok yakıştı. Şarapla peynir gibi…Müthiş. Geçen ay Amerika’da New Orleans’ta Mississippi Nehrinde tekne turunda Jazz dinlemiştik. Hani şu pek bir ünlüdür “Wheels Boat Tour”. Kırmızı bir tekerlek döner teknenin arkasında tıngır mıngır süzülür nehrin üzerinde. Jazzın şehri New Orleans’a gidilince adettendir küçük bir servet verilir, binilir bu şirin şeye ve Louis Armstrong dinlenir. Mississippi’nin kahverengi bulanık sularında gezilir. Çevrede pek de bir şey yoktur. Amerikalılar kendilerini satmasını iyi bilirler. Ne yapıp edip getirirler seni çeşitli şehirlerine. Satarlar Allah ne verdiyse. Ama nostaljiyi de yaşatırlar doyasıya. Kendinizi Dejavu Film setinde falan hissedersiniz.

İşte böyle keyifle gezerken nehirde düşünmeden edemedim memleketimi. Biz dedim caanım Boğazımızı bu şekilde değerlendiremiyoruz. Ne yapayım huyum kurusun…Gezilerde turizmci damarım tutmadan olmuyor. Aklım hep kayıyor güzeller güzeli şehrim İstanbul’a ve  her köşesi ayrı muhteşem memleketime. Boğazımızda da konser tekneleri olsa diye iç geçiriyorum.

Eve dönünce Allah’tan başka bir şey istesem olacakmış diyorum. İnstagram da bir reklam çıkıveriyor karşıma; “Müzik Boğazdan Gelir”. Çok hoşuma gidiyor ve hemen etkinlik takvimini inceliyorum. 14 Eylül Cumartesi akşamına Alpay’ın konserine kapıyorum iki bilet. Küçük bir tekneyse tıklım tıklım bilette satılmışsa çok mu yorucu olur diye de düşünmeden edemiyorum. Tekne bu sonuçta sonuna kadar kalmak zorundayız. Salon değil ki beğenmezsek çıkalım.

Endişelerimizin boşuna olduğunu daha tekneyi dıştan görünce anlıyorum. Kadıköy’de İdo İskelesinde pek bir heybetli duruyor. Üç katlı kocaman bir tekne. Bina gibi, yüksek tavanlı ferah mı ferah. Sahnesi de oldukça geniş, yukarı yapılmış her üç kattakiler de rahatça seyredebiliyor. Birinci ve ikinci  katlara U düzeninde dörder kişilik masalar yapılmış. Yemek ve içki servisi yapılıyor. Zemin katta ise sahne önüne bar düzeninde yüksek tabureli masalar yerleştirilmiş. Arkasında da ayakta seyredilebilen oldukça geniş bir alan var. Bar servisi de oldukça iyi. Menü fiyatları makul. Personel yeterli.

En çok hoşuma giden şey ise, konserin 21.00 gibi erkenden başlaması. Çünkü tekne 23.30’da Kadıköy’e dönüş yapıyor. 24.00’da bal kabağına dönmeden Beşiktaş’ta gece sonlanıyor. Son zamanlarda oldukça popüler olan Şehirdeki diğer müzikholler gibi gece yarılarında başlayıp sabaha karşı son bulmuyor.

Gelelim  efsane isim Alpay’a…Maşallah demek istiyorum öncelikle. İleri yaşına rağmen saatlerce sahnede dimdik canlı performans sergiliyor. Orkestrası ve vokalisleri de süper. Zamanında hit olmuş, haftalarca top listelerinde yer almış şarkılarını söylüyor peşi sıra. Biz de zevkle dinliyoruz. “Fabrika Kızı”ve “Eylül’de Gel “de coşuyoruz. Sevgili Alpay ve müziği pek bir yakışıyor tekne ve boğaz konseptine.

Bu arada boğaz manzarasını da ihmal etmiyoruz. Fırsat bu fırsat deyip, konser sırasında geniş camekanlardan  seyrediyoruz güzelim İstanbulumuzu. Aralarda da dışarı çıkıp selfie çekmeyi ihmal etmiyoruz.

Özetle biz çok sevdik bu organizasyonları. Tekrar gelmeye karar vererek ayrıldık ayaklarımız geri çeke çeke. Siz de gitmek isterseniz ekim ayı programları da çok güzel. Biletleri Bletix’ten online alabilirsiniz. Farklı kategoriler var. Ayakta biletler 100 TL’den başlıyor.  Katlardaki masa fiyatları daha farklı tabii ki. Fiyatlar ilk bakışta beni yanılttı sizi yanıltmasın. Fiyatlar kişi başı değil 4 kişilik masa için toplam fiyat. 600 TL’ ler den başlıyor. Yani kişi başı 150 TL’ye falan geliyor. Saatlerce ayakta kalamam derseniz ideal.

Ekim ayı programını Web sayfasından takip edebilirsiniz. www.muzikbogazdangelir.com

4 Ekim Feridun Düzağaç, 11 Ekim Cem Adrian, 18 Ekim Nazan Öncel, 25 Ekim Resul Dindar’ı ağırlıyor boğaz. 

Beni dinlerseniz kaçırmayın mutlaka birine katılın….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir