DÜŞTEPE OYUN MÜZESİ ve OYUN BAHÇESİ , ÇOCUKLARI ve GÖNLÜ ÇOCUK KALANLARI BEKLİYOR
Adı dolayısıyla müzenin yalnızca çocuklar için olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Televizyon, sinema, edebiyat kahramanlarının bulunduğu müzedeki oyun ve oyuncakların geçmişi 1800’lerin başına kadar uzanıyor. Galerilerde çocuklarımızdan çok bizim jenerasyonun tanıdığı karakterler var. Nereden bilecek şimdiki çocuklar Tatlı Cadı’yı, Karaşimşek’i , Laurel ve Hardy’i. Gençler belki duymuştur Charlie Chaplin’i. Son dönem kahramanları da var elbet. StarWars’ı, Temel Reis’i, Muppet Show’u , Süpermen’i ve daha niceleri….
Türkiye’nin ilki olan bu oyun müzesi Ataşehir Belediyesi tarafından 19 Mayıs 2015 ‘te Mimar Sinan Parkı’ nda açılmış.
Küratörü Sunay Akın olan ve Sahne Tasarımcısı Ayhan Doğan tarafından
desteklenen Müze, 60 bin metrekarelik
park içinde bulunan tek katlı ahşap bir binada kurulmuş.
Parktaki diğer ahşap bina ve parkın bir kısmı da oyun parkı olarak yapılandırılmış. Müze ve Oyun Bahçesi’ nde; 20 yi aşkın ülkeden ve yaklaşık 150 koleksiyonerden toplanan çocuk oyunları, 150 yıllık satranç takımı, Viktorya Dönemi’nin küp oyunları, 100 yıllık ilk taş ev inşa oyunu, ilk uzay oyunlarına varıncaya kadar yüzlerce oyun var.
Düştepe Oyun Bahçesi’nde bowling,
satranç, mini golf, labirent, masa tenisi ve ahşap salıncaklar çocukları ve
gönlü çocuk kalanları bekliyor.
Pazartesi hariç haftanın her günü açık. Ziyaret saatlerini gezmek isteyenler için aşağıda not düştüm. Giriş de ücretsiz. Çocuklarınızı götürün, bahaneyle onlardan çok siz de gezin derim.
KADIKÖY’de BİR KARİKATÜR EVİ OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?
Kadıköy Belediyesi Hasanpaşa’da eski bir binayı
restore ederek Karikatür Evi olarak 2016 yılında hizmete açtı. Evin önündeki
kaldırım taşlarını da ünlü karikatür kahramanlarıyla süsledi. Abdülcanbaz,
Bezgin Bekir ve Avanak Avni sizleri bekliyor.
Karikatür adına sürekli etkinliklerin yapılacağı bu güzel evi mutlaka
görmelisiniz.
Konut olarak kullanılan,
Kadıköy Belediyesi tarafından restore edilerek
Karikatür Evi’ne dönüştürülen bu şık bina artık karikatür sanatını her yaştan Kadıköylü ile buluşturmayı hedefliyor.Karikatürün
ifade ettiği değerlerin yaşatılması ve kitlelere ulaştırılması için yarışma,
panel, konferanslar düzenleyecek ve sürekli sergileri ziyaretçilerine sunacak
bir evimizin olması ne kadar muhteşem değil mi?
Gezmek isterseniz ziyaret
saatlerini aşağıda yazdım. Daha detaylı bilgi için de Kadıköy Belediyesinin
Sayfasına göz atabilirsiniz.
İstanbul’da o kadar çok gezilip görülecek yerler var ki. Zamanınızı boşa harcamayın her fırsatta birine gidin. Blog sayfamda menüden “İSTANBULUM” ve “ MEKANLAR ve ETKİNLİKLER” başlıklarının altında sizin için zaman zaman yazıyorum. Bir göz atın derim…Hiç aklınızda yokken bir de bakmışsınız ki kendinizi güzeller güzeli İstanbul’un bir eski semtinde; Cibali’de, Cihangir’de, Süleymaniye’de veya harikulade bir etkinlikte buluvermişsiniz.
Cami mi yoksa klise mi, yok efendim niye müze.. diye yıllardır tartışılıp durur Ayasofya. Bir türlü paylaşılamaz asıl hangi dini temsil ettiği. Benim oyumun bir önemi yok ama gönlüm müze olarak kalmasından yana. Kim ne derse desin zaten Ayasofya’nın bir sahibi var. Adı Gli. Çok asil, tam bir kraliçe. Hiç kıpırdamıyor.
Baş köşede oturup ziyaretçilere poz veriyor. Alışmış gördüğü yoğun ilgiye. Hiç mi hiç sıkılmıyor. Neredeyse 1.500 yıldır dimdik ayakta duran bu muazzam yapının ev sahibi o. Obama bile gelmiş yine füturunu bozmamış bizim Gli. Müzenin kültür varlıkları envanterine de girmeyi başarmış. Durum böyle olunca ben de çekmeye çalıştım kendisini. Başı o kadar kalabalık ki zar zor da olsa yakaladım birkaç pozunu. Merak edenler için koydum İnstagramda hikayelerime. Kedi severim ben, bilen bilir. Zaten hep çekerim yakaladıkça poz poz. Sıradan bir kedi sanılmasın diye de, Gli hakkında birkaç kelam edeyim dedim blog sayfamdan sizler için.
Adı Gli, rengi gri, gözleri biraz
şaşı. Pek iştahlı olmadığı belli. Azıcık cılız, tüyleri zayıf. İstinye
Üniversitesi’nin Oscar’ı gibi zengin değil. Maaş almıyor, barınaklara da bağış
yapamıyor. Sadberk Hanım’ın kedisi Kayısı gibi sosyal medya muhabirliği de
yapmıyor. Çalışmıyor…Tembel, yan gelmiş yatıyor. Kibirli mi kibirli. Eee ne
bekliyordunuz ki, kedi mi kedi.
DÜNYANIN 8. HARİKASI AYASOFYA
Dünyanın 8. Harikası olan Ayasofya en çok ziyaret edilen müzeler arasında gösterilmektedir. Her ne kadar literatüre böyle geçmiş olsa da müzenin web sayfasındaki istatistikleri inceleyince üzülmeden edemedim. 2014’e kadar her yıl artarak 3,5 milyona ulaşan yıllık ziyaretçi sayısı 2017’de yarı yarıya düşmüş. Son yılın rakamlarının açıklanmasını merakla bekliyorum. Çünkü Ayasofya demek İstanbul demektir. %50 ziyaretçi sayısı düşmesi demek İstanbul’a gelen turist sayısının da %50 düşmesi demektir. Çünkü şehrimize gelen turistlerin ilk uğrak yeri Sultanahmet Meydan’ı ve Ayasofya Müzesi’dir.
Hristiyanlar ve Müslümanlar için çok önemli tarihi değeri olan bir yapıdır. 900 küsur yıl kilise olarak hizmet vermiştir. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethedilmesiyle camiye çevrilmiştir. Yaklaşık 500 yıl da cami olarak kullanılmıştır.
Atatürk’ün emriyle 1935 yılında müze
olarak ziyarete açılmıştır. Büyük önder en doğrusunu düşünmüş her zaman olduğu
gibi. Sayesinde rahatça istediğimiz zaman bu muazzam yapıyı gezebiliyoruz. Ben
birkaç yılda bir Sultanahmet’e giderim ve her defasında da ilk buraya gelirim.
AVRUPA MÜZELER GECESİ’nde AYASOFYA
“Avrupa Müzeler Gecesi” etkinliği kapsamında Türkiye’de 49 müze kapanış saatlerinden gece 23.00 ’a kadar açık ve ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. Listede İstanbul’dan da 3 müze yer almakta.. Ayasofya Müzesi de bunlardan biri. Bu yıl 18 Mayıs Cumartesi akşamına denk geldi bu özel gün. Biz de fırsat bu fırsat deyip, gündüz defalarca gördüğümüz bu özel yapıyı gece de görmek üzere yollara düştük.
Hem de ramazan dolayısıyla Sultanahmet Meydanı’nın çok kalabalık olacağını bile bile, hiç çekinmeden gittik İstanbul’un merkezine. Tam da iftar saatine denk geldik. Aman allahım kalabalık da ne kelime. Mahşer ayaklanmış desek yeridir. Sirkeci’den Sultanahmet’e yürürken önünden geçtiğimiz bütün lokantalar tıklım tıklım dolu, masalar sokaklara taşmış. Meydan da sere serpe yayılmış ahali bulduğu boşluğa, açmışlar çıkınlarını iftar pikniği yapıyorlar. Boşluk bulamayanlar çöp konteynırlarının yamacına kıvrılmışlar. Tamam bu meydan hepimizin herkes gelebilir, herkes orucunu açabilir ve sonrasında teravih namazına gidebilir. Acaba diyorum yemekten sonra mı gelseniz. Malum İstanbul burası. Her yer deniz kenarı. Mis gibi iyot kokusunda piknik yapmak varken bu ne şimdi.
Her neyse biz insan selinin arasından zar zor ulaştık
Ayasofya’ya. Oldukça uzun bir sıra vardı ama çok çabuk ilerliyordu. Gişede
ödeme falan yapılmadığından çarçabuk güvenlik kontrolünden geçtik ve muradımıza
erdik. Attık kendimizi Tarihin kollarına.
AYASOFYA’yı ŞU ÖLÜMLÜ DÜNYADA GECE DE GÖRMEK NASİPTE VARMIŞ
Müzenin çok az kısmı aydınlatılmıştı. Çok daha iyi yapılabilirdi. Budapeşte bu konuda harika. Oradaki gibi olmasını ümit ederdim. Devasa şamdanlardaki aydınlatma yeterli değildi. Kalabalıktan fotoğraf çekmek ve birlikte gezmek imkansız gibiydi. Bu yüzden çaktırmadan koptuk Canel’le birbirimizden. Ben dosdoğru şu ünlü Kedi Gli’yi bulmaya gittim. Birkaç poz verdi sağolsun kırmadı beni. Gürültü ve kalabalık çok da yaşatamadı bizde mistik bir hava. Ama pişman da olmadık. Tadını çıkartalım gelmişken dedik. Gezdik kokladık tarihi havasını. Roma Vatikan’ı andık. Gezerken “Hagia Sophia” yazısını görünce duyduğumuz heyecanı anımsadık. Diğer taraftan da “MUHTEŞEM YÜZYIL” dizisinde Kanuni Sultan Süleyman ve ahalisinin namaza yürüdüğünü gözümüzün önüne getirdik. Diziyi yaşadık. Sarılıp çektik selfielerimizi. El sallayıp kapıdaki Türk bayrağımıza saygı duyduk veda ettik bu muhteşem yapıya.
AYASOFYA MÜZESİ ZİYARETÇİLERİ İÇİN BİLGİLER
Ziyaret Saatleri; 1 Nisan’dan itibaren yaz tarifesine geçilmiştir. 31 Ekim’e kadar devam edecek sezonda 09.00 – 19.00 arasında müze haftanın her günü açıktır. Gişeden geçiş için son saat 18.00’dır. 1 Kasım – 31 Mart arasındaki kış sezonunda ise 17.00’a kadar açıktır ve son giriş saati 16.00’dır. Giriş ücreti 60 TL.’dir ve müze kart geçerlidir. Müzekart gişelerden temin edilebilir. Birçok müzenin aksine Pazartesi günleri de ziyarete açıktır. Sadece Ramazan ve Kurban bayramlarının birinci günü yarım gün ziyarete kapalıdır.
AYASOFYA MÜZESİ’ne Kimler Ücretsiz Girebilir?
1-18 yaş ve altındaki T.C.
vatandaşı gençler ve çocuklar ile bu yaş grubundaki öğrenci gruplarının
öğretmenleri 2– 65 yaş ve üstü T.C. vatandaşları 3– Gaziler ve refakatindeki anne, baba, eş ve çocukları
ile şehit yakını kimlik kartı sahipleri 4– T.C. Vatandaşı ve Yabancı Engelliler ile bir refakatçisi
5– Er ve erbaşlar, 6– ICOM ve ICOMOS ile UNESCO kartı sahipleri 7– Yerli ve yabancı basın kimlik kartı sahipleri 8– Seyahat acentesi sahip veya sorumlu müdürleri 9– Kültür ve Turizm Bakanlığı kokardı olan profesyonel turist
rehberleri 10– Kültür ve Turizm Bakanlığı personeli
ve emeklileri ile refakatindeki anne, baba, eş ve çocukları 11– 8 yaş ve altındaki yabancı uyruklu çocuklar 12– Hayatboyu Öğrenme Programı çerçevesinde Comenius Okul
Ortaklıkları ile Erasmus Öğrenci Değişim Programı kapsamındaki gruplar ile
bu gruplara refakat eden öğretmenler
Cihangir ve Çukucuma’ya gelip de Turşu Suyunun iyisi limonla mı, sirkeyle mi yapılır geyiğini yapmasak olmazdı. Neşeli Günler filminin çekildiği Asrın Turşu’dayız. Rahmetli Münir Özkul ve Adile Naşit’in kavga ettiği limon taraftarı olan dükkan burası. Filmdeki dükkanlardan biri Samatya’da diğeri Sarıyer’de diye lanse ediliyor. Ama Çukurcuma’da karşılıklı iki dükkanda çekilmiş sahneler. Taneli turşu suyu içerek gezimize başlıyoruz. Duvarlarda filmden kareleri seyrediyoruz. İşletmesi babadan oğula geçmiş. Oğluyla sohbet ediyoruz. Gerçekten enfes buranın ürünleri. Online sipariş hattı kurmuşlar ve yoğun talep alıyorlarmış. Şiddetle tavsiye ediyorum. Hatta turşunun yanına bir de şalgam suyu ısmarlayın. https://asritursucu.com
Sonrasında antikacıların, eski evlerin ve şık kafelerin olduğu sokaklarda kayboluyoruz. Tarihi Cihangir Fırınının fotoğraflarını çekerken, kibarca içeri davet ediliyoruz. Sohbet muhabbet… Bu semtte esnaf bir harika…Son zamanlarda alışık olmadığımız ama özlediğimiz samimiyette. Asında hiç aç değiliz ama fırından yeni çıkmış, lezzetli olduğu mis gibi kokularından belli olan birkaç ürününden alıyoruz. Cihangir kahvesinde çayla birlikte afiyetle yiyoruz. Ve aldığımız kalorileri eritmek için sokakları keşfe devam ediyoruz.
Çukurcuma Hamamı, 1830’da I.Abdülhamid ’in eşi Nakşidil Valide Sultan tarafından yaptırılmış. Önceleri Sürahi ve sonrasında Süreyya Hamamı olarak adlandırılmış. Yakın geçmişte Ferzan Özpetek “Hamam” filmini burada çekmiş. Uzun bir süre restorasyon çalışması yapılan hamam, 2018 yılından beri hizmet veriyor. Bildiğiniz hamamlar gibi değil çok şık butik bir şekilde konuklarını ağırlıyor. Meraklıysanız fiyatlarına bakıp gitmenizde yarar var. El ayak masajı bile 130 TL diyeyim gerisini siz tahmin edin. https://www.cukurcumahamami.com
Cihangir Camii, Cihangir’e adını veren Cami, Pürtelaş mahallesinde, tepeden Boğaziçi manzaralı. Biz de bahçesinden bu muhteşem İstanbul manzarasını seyre dalıyoruz. Kapalı olduğu için içeriye giremiyoruz. Tarihte başından beş yangın geçmiş olan camide, şimdi de hırsızlık olayları oluyormuş ve bu yüzden sadece namaz zamalarında açık oluyormuş. Kolu komşudan öğreniyoruz bu durumu. Ortada bir görevli göremiyoruz. Görsek açtıracağız kapıyı, buralara gelmişken ziyaret edeceğiz. Müzelerin çalışma saatlerine bakmayı akıl ederiz ama bu aklımıza gelmiyor tabii ki. Neyse bir daha ki sefere deyip tadımızı kaçırmıyoruz. Kanuni Sultan Süleyman’ın çok genç yaşta yitirdiği oğlu Cihangir için, Mimar Sinan’a yaptırmış bu camiyi. 5 yangın geçirmiş dedim ya her defasında yenilenmiş. II.Abdülhamit döneminde de bugünkü halini almış. Tek kubbeli, iki minareli ve kare şeklinde olan caminin avlusu da tepeden İstanbul Boğazı’na bakıyor.
Yokuşlar merdivenler derken yorgun düşüyoruz. Birer içeceği hakkettiğimizi düşünerek nereye gitsek muhabbetine başlıyoruz. Canel yerde bahçelerde, ben terasta manzaralarda olmayı çok severiz. O galip geliyor ve Orhan Kemal Müzesi’ nin yanındaki Mellow Bistro’da alıyoruz soluğu. Masumiyet ve Orhan Kemal Müze ’lerini ve de çok sevdiğim 5.kat teras keyfini de bir sonraki gelişimize saklıyoruz. http://www.5kat.com
This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish.AcceptRejectRead More
Privacy & Cookies Policy
Privacy Overview
This website uses cookies to improve your experience while you navigate through the website. Out of these, the cookies that are categorized as necessary are stored on your browser as they are essential for the working of basic functionalities of the website. We also use third-party cookies that help us analyze and understand how you use this website. These cookies will be stored in your browser only with your consent. You also have the option to opt-out of these cookies. But opting out of some of these cookies may affect your browsing experience.
Necessary cookies are absolutely essential for the website to function properly. This category only includes cookies that ensures basic functionalities and security features of the website. These cookies do not store any personal information.
Any cookies that may not be particularly necessary for the website to function and is used specifically to collect user personal data via analytics, ads, other embedded contents are termed as non-necessary cookies. It is mandatory to procure user consent prior to running these cookies on your website.